Yazışmaya devam...
Merhaba arkadaşlar
Bir süredir siteye girmiyordum. Maşallah performansınızdan birşey kaybetmemişsiniz:) Yorumların hızı aynen devam ediyor. Nice diziler var ki yayında oldukları halde sitelerinden yeller esiyor. Bizim dizi yayında olmadığı halde yaşgünü falan kutlanıyor. Bu yanıyla çok enteresan bir dizi oldu bu.
Yazışmaya devam...
Murat Aras
2.279 yorum:
«En Eski ‹Eski 1401 – 1600 / 2279 Yeni› En yeni»merhaba no namecim...
sanırım başkanımın sinirleri bozuk,o yüzden sessiz kaldım bir an :)
no namecim,kliman yapılmış hadi gözün aydın...
yok,
başkanımın sinirleri çeliktendir,
piyano teli kadar sağlamdır.
o yüzden tellere dokundukça ses verir.
gözün aydın diyene ne denir?
"Aydınlık içinde ol" denir
yağmurcum,Aydınlık içinde ol
Amin hep beraber inşallah...
yağmur korkuttuysam özür dilerim..sadece nara atmak geldi içimden,kötü bi niyetim yoktu yani:)
yok başkanım ne demek sen rahat ol. sadece ben böyle anlarda ses çıkarmadan beklerim sakinleşmenizi:)
iyi akşamlar
sanada
iyi akşamlar eylemcim..kendine iyi davran
iyi aksamlar Eylem..
iyi akşamlar eylemcim
keyifli akşamlar dostlar..
sevgiyle sağlıkla kalın
arkadaşlar merhabalar
zorlu bir dönemden sonra annemi hastaneden çıkartık şimdi kendisi biraz daha iyi..
hayatımız eskisi gibi olmasa da tekrar normalle döndüğünü söyleyebilirim en azından evimizdeyiz.
Dostlarımla daha rahat görüşebilecek zamanı bulabileceğim.
bu dönemde yanımda olduğunuz için hepinize teşekkür ederim.
sevgilerimle ...
Ablacığım hoş geldiniz.
çok sevindim.
Allahta seni sevindirsin inşallah.
sana kolaylıklar diliyorum.
tekrar hoşgeldin...
Ablacigim sonunda sevindirici haberlerini de aldik hamdolsun. Allah bundan geri koymasin...
Hayirli geceler...
herkese iyi geceler diliyorum.
Allah rahatlık versin...
Müjdemiz gelmis, sevincimiz büyük.. Kankacigim gecmisler olsun, bize hosgeldin!
Iyi geceler arkadaslar, hepimize, herkese iyi geceler...
Yorucu bir hafta ile oldukca yorucu bir güne veda ederken yarinin neler getirecegini bilmedigimiz icin dileklerimiz hayirli olmasi..:)
ECKHART TOLLE
Şimdi’nin gücü adlı kitaptan alıntılar..
Sevgi bir Varlık halidir.
Sevgini dışarıda değil, içinizin derinliklerindedir.
Siz onu asla yitiremezsiniz ve o sizi terk edemez.
O başka bir bedene, bir dışsal forma bağlı değildir.
Siz olana teslim olduğunuzda ve böylece tümüyle anda-mevcut olduğunuzda, geçmiş artık herhangi bir güce sahip olamaz
Zihin tarafından örtülmüş olan varlık alemi o zaman açığa çıkar.
Birden içinizde büyük bir sessizlik,
Ve çok derin bir huzur duygusu ortaya çıkar,
Ve o huzurun içinde büyük bir sevinç vardır.
Ve en içten çekirdekte kutsal sınırsız,sonsuz,isimlendirilemez olan vardır.
ECKHART TOLLE
Var olmanın gücü kitabından alıntılar
Gerçeği arama, sadece görüşlerine sıkı sıkıya tutunmaktan vazgeç. Bu ne demektir? Kendinizi zihinle tanımlamaktan vazgeçin demektir. Bunu yaptığınızda zihnin ötesinde kalan gerçek kimliğiniz zaten kendiliğinden ortaya çıkacaktır.
------------
Ego biçimseldir, ilişkide bulunduğunuz kişilerle sizin aranızda şekilsel farklılıklar bulur ve eşit değilsinizdir der. Sadece varlık boyutundayken eşit olursunuz ve ancak kendi içinizdeki biçimi olmayan boyuta ulaştığınız zaman ilişkinizde gerçek sevgiden söz edebilirsiniz. İçinizdeki varlık bir diğerinin içindeki kendini tanır. Sevgi, kendinizi başka birinde görmektir. O zaman karşınızdaki kişinin "başkalığı" sadece insan boyutundaki bir illüzyon olarak kendini gösterir.
------------
Egodan kurtulmak için gereken tek şey, onun farkında olmaktır, çünkü farkındalık ve ego bir arada olamaz. Farkındalık, şimdiki anın içinde gizli olan güçtür. Ancak şimdide var olabilirsiniz, geçmişte ya da yarında değil.
------------
Ego, sahip olmayı Varlık ile birleştirme eğilimindedir. Sahibim, o zaman Varım. Ne kadar çok sahip isem o kadar çok Varım. Örneğin; benim yüzüğüm dediğinizde yüzüğünüzle Varlığınızı birleştiriyorsanız yüzüğünüzü bir şekilde kaybettiğinizde Varlığınız eksilmiş gibi hissedip üzülebilirsiniz. Siz yüzüğünüz değilsiniz. Eşyalara bağlanmaktan nasıl vazgeçebilirsiniz? Eşyalara bağlanmaktan vazgeçmek, ancak kendinizi onlarda aramayı bıraktığınız zaman mümkün olabilir, bu arada sadece eşyalara bağımlı olduğunuzu farkedin. Bunu farketmek, kendinizi onunla tanımlamanın ötesine geçmeye başlamaktır. O zaman şunu hissedersiniz "Ben bağımlılığın farkında olan farkındalığın kendisiyim.". İşte bu bilinç değişimin başlangıcıdır.
------------
Yaşam sanatını özetleyen, bütün başarıların ve mutluluğun sırrını veren sadece üç kelime var: Yaşamla Bir Olun. İnsanın yaşamla bir olması, şimdiyle bir olmasıdır. O zaman aslında hayatı yaşamadığınızı, hayatın sizin sayenizde yaşadığını görürsünüz. Hayat dansçıdır ve siz de danssınız
İnci
Yüzlerce senen evvel çok güzel bir kız varmış.
Ayağına kapanıp bütün gençler yalvarmış
Bu eşi bulunmayan güzeli almak için.
Erimişler aşk denen alevden için için,
Güneşin sızağıyla eriyen karlar gibi;
Hepsinin bu sevdadan hicran olmuş nasibi...
Böyle yaşıyorlarken dünyalarına küskün,
Güzel kız davet etmiş aşıklarını bir gün.
Demiş:"Elbet veremem gönlümü hepinize,
Fakat bir müsabaka açıyorum ben size:
En güzel en kıymetli inciyi bana her kim
Getirirse onunla artık evleneceğim..."
Aşıklar mallarını feda edip satmışlar,
Dört taraftan en büyük inciyi aratmışlar.
Yüzlerce sene evvel bir saz şairi varmış;
Bu gencin de gönlünü o kızın aşkı sarmış.
Aklını alıvermiş gök ela renkli gözler;
Her dakika biricik sevgilisini özler,
Her dakika ağlarmış, sızlarmış, ah edermiş;
perişanmış, mahzunmuş, derbedermiş..
Duymuş müsabakayı bu aşık da nihayet,
"İnci nedir" diyerek o anda etmiş hayret.
Çünkü o ana kadar inciyi bilmiyormuş.
"İnci nasıl şey?" diye bir ihtiyara sormuş:
"Ben onu hiç görmedim gezdim de diyar diyar."
Demiş ki zavallıya gülümseyip ihtiyar:
"Güzel bir taştır inci, kadınların süsüdür;
Durduğu yer onların açık, beyaz göğsüdür.
Denizden çıktığından pahalıdır gayetle..
Bu sözleri duyunca aşık bakar hayretle,
Der ki:"Ben deniz nedir, onu da bilmiyorum."
İhtiyar denizi de anlatır: "Dinle yavrum,
Bu öyle bir susur ki ufuğa kadar açık,
Bazen dalgalar kıyısında ufacık;
Bazen fırtına çıkar, hava olunca lodos,
Deniz birden kudurup kayalara vurur tos.
Sen karada gezmişsin belli bu yaşa kadar.
Bu dağların ardında çok uzak bir deniz var.
Pek merak ediyorsan yürü, memleketler aş."
Saz şairi, bu sözler bitince, yavaş yavaş
Denizi bulmak için seyahate koyulur;
Uzun yollar üstünde harap olur, yorulur.
Nihayet gök toprağa ışığını dökerken
Bir sahile yaklaşır, henüz şafak sökerken....
Aradan bir yıl geçip nihayet mühlet bitmiş,
Aşıklar akın akın kızın yanına gitmiş.
Hepsi de dizilmişler önüne birer birer;
Ellerinin üstünde donuk, beyaz inciler.
Güzel kız seyre dalmış,oturarak yerine;
İpek elbisesinin uzun eteklerine
Bütün delikanlılar koymuş hediyesini!
Gözlerini açarak herkes kesmiş sesini:
"Acaba hangisini kabul edecek ?"diye.
Dışardan bir gürültü duyulmuş o saniye:
"Bırakın muradıma ben bugün ereceğim,
Bırakın sevgilime inciler vereceğim..."
"O da getirsin" diye güzel kız vermiş izin,
Şair içeri girmiş tereddüt etmeksizin.
Anlatmış kalbindeki sızlayan bir yarayı,
Anlatmış uzun uzun bütün bu mecarayı.
"Ben bir şair aşıkım, elimde bir kırık saz,
Yapyalnız yaşıyorum, derdim çok, sevincim az.
O güzel gözlerine bir pınar gibi gönlüm
Yıllarca aka aka tükendi tahammülüm.
Fakat seni unutmak gelmiyordu elimden.
Ve bir gün işittim ki inci istemişsin sen.
Ama bu ana kadar görmemiştim ben onu,
Öğrendim bu incinin denizde olduğunu.
Deniz nerde diyerek arıyordum bu sefer;
Aşkının kuvvetiyle aştım dağlar tepeler.
Nice ülkeler gezdim nice dağlar dolaştım,
Bir sabah sonu gelmez bir denize ulaştım:
Güneş içinden doğup içinden batıyordu;
Sular arzın üstüne yaslanmış yatıyordu.
Rüzgar yavaş esiyor,engin sessiz, durgundu;
Vücudum aylar süren yolculuktan yorgundu.
İndim büyük denizin o büyük sahiline
İncileri topladım ,uğraşıp didinerek."
Aşıkın sözlerini dinlerken kadın erkek;
Şair omuzundaki bir torbayı uzatmış,
Yere bağını çözüp, incileri boşaltmış.
Fakat o anda herkes kahkahalarla gülmüş:
Çünkü inci yerine çakıl taşı dökülmüş.
Güzel kız genç aşıka demiş: "Bunu iyi bil:
Bu, parayla alınan incilere mukabil,
Senin çakıl taşların pek değerlidir elbet;
Şair! Yaşayacağım seninle ilelebet.."
Nazım Hikmet Ran
MUTLULUK NERDE?
İnsanoğlu mutluluğu hep hor kullanıyormuş... Hep şikayetçi hep bıkkınmış...
Bir gün melekler mutluluğu saklamaya karar vermişler.
" Saklayalım, zor bulsunlar. Zor buldukları için belki kıymetini bilirler " diyerek
başlamışlar tartışmaya. Sorun büyükmüş.
Mutluluğu saklamak kolay değilmiş çünkü. Kimisi
" Everest'in tepesine saklayalım " demiş, kimisi
" Atlas Okyanusu'nun dibine" demiş.
"Tac Mahal'in kubbesi, Mekke sokakları, İtalyan sofrası, bir hastanenin yeni doğan
odası,dondurma külahı, şarap şişesi,sigara paketi, lale bahçesi... "
Pek çok yer düşünmüşler ama hiçbiri yeterince zor gelmemiş...
Derken meleklerden biri " İÇLERİNE SAKLAYALIM " demiş.
" Kimsenin aklına gelmez içine bakmak"
İşte o gün bugündür mutluluk insanın kendi içinde saklıymış...
Hiçbir mutluluk kolay gelmiyor. Kolay kolay gülmüyor insanın yüzü...
Emekte ve insanın içinde saklı mutluluk.
Ne başkasının ekmeğinde, ne başkasının evinde, ne de başka bir şeyde......
Bu yüzden gözünüz hep içeride olsun.
GÜNAYDINLAR
Adak Işığı
Sıcak yaz göklerinde
Önde uzanan ovada
Birden bir ışık sağdan
Bir ışık soldan çıkar
Ve bunlar
Şimşek hızıyla birbirlerine ulaşırlar
Bunu halk adak için uğur sayar
Derler: Leyla ile Mecnun buluştular
Bu göz açıp kapama anında
Ne varsa dile muradında
Mutlak yerine gelir arzun
Yerde kavuşmayanlar gökte kavuşurlar
Ve bir uğurlu anda
Kavuşmak isteyenleri kavuştururlar
Sezai Karakoç
Rubai
Ocaklar yansın her dem
Bacada is olmasın.
Gökyüzü mavi kalsın
Ufukta sis olmasın.
Kötülük yansın yıkılsın
Lale gül kesilsin dünya
Herşeyde terhis olsun
Aşkta terhis olmasın...
Abbas Sayar
sizlerlerle tekrar birlikte olmayı,
sizlere günaydın diyecek huzuru,sağlığı verdiği için hayatta tekrar tekrar şükrediyorum dostlar..
bu yüzden hepimizin yaşadığımızın her günü
masmavi bir gökyüzü gibi berrak ,
masmavi deniz gibi sonsuz olmasını diliyorum..
yaşamımızın bize ödünç olarak verildiğini unutmadan yaşamaya devem edelim.
evet yaşam yaşadığımız AN'dır..
hepimize yarınlara çıkma
birbirimize günaydın diyecek fırsatı vermesi umuduyla..
iyi sabahlar
iyi çalışmalar
ve
iyi hafta sonları..
ömrünüze bereket olsun...
bu bulduğumuz sevgilerde baki olsun..
tekrar
GÜNAYDIN...
GÜNAYDIN...
GÜNAYDIN...
canım ablacığım,
Nasıl özlemişim,nasıl sevindim anlatamam.
yüreğine sağlık.
Akşam yorgunsundur diye seslenmedim.
sen genede bir sürü güzelliğe uyanmamızı sağladın.
ömrüne bereket,seni çok seviyorum.
tekrar hoşgeldin...
Merhaba,
güne sabahın köründe genel bir elektrik kesintisiyle uyandık,halen de elektrikler gelmiş değil.
sıcağın hatrı sayılır.
hep şikayet hep şikayet diyeceksiniz,
ne yapayım.yaşadıklarımı yazıyorum.
herkese Günaydınlar diliyorum...
Günaydın efendim,
Günaydın.
Size de günaydın...
Günaydınlar
ablacım hoşgeldin,
tekrar geçmişler olsun
inşallah daha da iyi olur sevgili anneniz.
bu sabah karşılaştığımız güzellikler içinde ellerine ,yüreğine sağlık
güzel bir hafta sonu olması dileğiyle
herkese kolay gelsin
biraz önce yazmayı unutmuşum
Kandilimiz mübarek olsun...
günaydın dostlarım
keyifli bir cumartesi geçirmeniz dileğiyle
Küçük Çocuk
Yaşlı adam, bir konfeksiyon mağazasına ait vitrine uzun uzun baktıktan sona, sokakta oynayan çocukların en zayıfına dönerek:
- Küçüüüük!... diye seslendi. Buraya gelir misin?
Çocuk, hafta sonlarında yaptıkları misket oyununu ilk defa kazanmış olmasına rağmen koşarak geldi. 6-7 yaşlarındaydı ve üstündeki elbiseler, tek kelimeyle dökülüyordu.
Yaşlı adam, çocuğun saçlarını okşadıktan sonra:
- Vitrindeki elbiseyi giymeni istiyorum, dedi. Bakalım üzerine uyacak mı?
Çocuk, bu teklifi ilk önce şaka sandı. Ama adam, son derece ciddiydi. Onunla birlikte mağazaya girerken, ilk önce rüyada olup olmadığını, daha sonra da şimdiye kadar yeni bir elbise giyip giymediğini düşündü. Genellikle ailedeki büyük çocuğa alınan veya komşular tarafından verilen giyecekler, elbiselerin ona dar gelmesiyle birlikte ortanca kardeşe geçer, birkaç sene sonra da, dizleri aşınmış veya delinmiş vaziyette kendisine kalırdı. Ama "her zaman hasta" dedikleri babasının durumunu bildiği için, bu işe itiraz edemiyordu. Şimdi ise, ilk defa yeni bir elbisesi olacaktı. Üstelik de bayrama üç gün kala...
Çocuk, yaşlı adamın gösterdiği elbiseleri giydiğinde, büyümüş olduğunu ilk defa fark etti. Çizgili kadifeden yapılmış pantolon, bacaklarının ne kadar uzun olduğunu ortaya koymuş; yeni ceketi de, omuzlarını iyice geniş göstermişti. Fakat hepsinin üzerine giydiği kaban bir başkaydı ve artık üşümeyecekti. Çocuk, biraz önce kazandığı misketleri onun cebine bıraktığında, iyice keyiflendi. İrili ufaklı misketler, ceplerin bir köşesinde kalmıştı. Bu durumda iki cebe yüz misket sığacaktı.
Yaşlı adam, çocuğu sağa sola döndürdükten sonra elbiselerin paketlenmesini istedi. Ve iş tamamlandığında, tezgahtara dönerek:
- Elbiseleri torunuma alıyorum, dedi. Kendisine sürpriz yapacağım için, onları bu çocuğun üzerinde denemek istemiştim. İkisinin de boyu falan aynı da...
Küçük çocuk, beyninden vurulmuş gibi oldu. Nefes bile almakta zorlanıyordu. Ama artık büyüdüğüne göre, bir şey belli etmemesi gerekiyordu. Aynaya son bir defa baktıktan sonra, üzerindekileri yavaşça çıkarttı ve bir kenara fırlattığı eskilerini giydi.
Adam, yaptığı hizmet için, çocuğa bir çiklet parası vermek istediğinde, onun çoktan gitmiş olduğunu gördü. Haylaz velet, belli ki bu işten sıkılmıştı.
Küçük çocuk, arkadaşlarının yanına döndüğünde, bütün ısrarlara rağmen oyuna katılmadı. Ve bir kenara oturup onlara baktı.
Arkadaşları, bunun sebebini merak ettiklerinden:
- Niçin oynamıyorsun? diye sordular. En güzel misketleri sen kazanmıştın.
Çocuk, gözyaşlarını tutmaya çalışırken:
- Misketlerim, üzerimdeki elbiselere yakışmayacak kadar güzeldi, dedi. Bu yüzden onları, bayramlık kabanımın cebine koydum...
Alıntı
Merhabalar arkadaslar
iyi bir haftasonu tatili gecirmeniz dilegiyle..
mimarlik ve mühendislik harikalari..
http://galeri.internethaber.com/gallery.php?id=815&no=1
neyse simdilik hoscakalin
son hazirliklari yapmam lazim, aksama kismetse görüsürüz...
Kayacım hoşgeldin ve güle güle
hazırlıklarını yap kısmetse yarın
bekliyoruz seni memleketine
görüşemezsek hayırlı yolculuklar olsun kardeşim
Yanlışlıklar
Genç adam, evinin alt katında marangozluk yapıyordu. Kapı ve pencere konusunda uzmandı. Fakat plâstik pencereler yaygınlaşınca, ahşap olanlara rağbet azaldı. Bu yüzden işler iyi gitmiyordu. Üstelik de çocukları büyümüş, biri hariç okula başlamıştı. Masrafları artınca, yanındaki kalfasına yol verdi. İşe biraz daha erken koyulur, yardımcıya ayırdığı parayı, çocukların harçlığına katardı.
Adam, bir gün çalışırken, elektrik kesildi. Ve uzun süre beklediği halde gelmedi. Aksi gibi, o aksamüzeri teslim etmesi gereken birkaç pencere vardı. Boş kalmayı sevmezdi. Planyayı yağladı, talaşları süpürdü. Biraz dinlenmek için eve çıkarken, sigortaya göz attı. Eğer yanılmıyorsa, bu iş normal değildi. Biri gelip sigortayı kapatmış olmalıydı.
Şalteri kaldırınca, atölye aydınlandı. Tahminleri doğru çıkmıştı ama bu işe bir anlam veremiyordu. Şaka dese, böyle bir şaka yapılmazdı. Kendisini kıskanacak bir düşmanı da yoktu.
İşe koyulduğunda, yine aynı şey oldu. Ama bu sefer suçluyu görmüştü. Oğlu, evden atölyeye bağlanan merdiveni sessizce inmiş ve sigortayı kapattığı sırada, babasını karşısında bulmuştu.
Adam, on yaşına gelmiş bir çocuğun böyle bir haylazlığını affedemezdi. Bütün günü, onun yüzünden mahvolmuştu. Bir kere yapmış olsa, ses çıkartmazdı. Ama tekrarlaması, hangi yönden bakılırsa bakılsın, büyük hataydı. Saçlarından yakalayıp sıkı bir tokat attı. Her şey onun iyiliği içindi. Belki vurduğu tokat, serseri olmasını engellerdi.
Adam, oğlunun gözyaşlarını görmezden geldi ve eve çıktıktan sonra, eşine dert yanarak:
- Bu çocuğun, okulda kimlerle düşüp kalktığını bilmemiz lazım! dedi. Eğer serbest bırakırsak, başımıza büyük dertler açacak!
Adam, bir süre düşündü. Sonunda da en kolay yolu buldu. Oğlunun hiç aksatmadan tuttuğu günlüğünde, arkadaşlarına ait ipucu olmalıydı. Eşi istemese de, ona kulak asmadı ve çocuğunun günlüğünü okumaya başladı.
Oğlu, en son sayfada:
"Bu gece kötü bir rüya gördüm!" yazmıştı. "Atölyede çalışırken, babamı elektrik çarpıyordu. Allah'ım onu koru! Ben elimden geleni yapacağım!.."
Cüneyd Suavi
hepinize iyi günler,
iyi tatiller
görüşebilmek dileğiyle...
kendinize iyi bakın
Öncelikle sizin ve sonra tüm Islam Alemi`nin Beraat Kandili mübarek olsun...
Nasip olursa yarin aksam memleket topraklarina basmis olacagim
Hepiniz hakkinizi helal edin...
bbo
bbo
bbo
bbo
dönnnnnnnnn
merhaba,
iyi akşamlar...
oo gece olmuş akşam bitmiş çoktan...
o zaman iyi geceler...
Bugün uzak kaldim sitemizden ama
"iyi geceler, iyi uykular..." dilemeden de yatilmaz ki.. :)
Allah rahatlik versin..
DUVARLAR
Kan kusuyordu şafak, el sallarken güneş dağların ardından.Puslu ve sinsi bir hava vardı bugün İstanbul’da…Kara bulutlar bir cellat edasıyla mağrur mağrur bakıyordu yeryüzüne.Ve dokunsam ağlayacaktı sema.Boşluğa bakarken duvarları gördüm birden…Kasıldı bedenim…
Alışılmadık bir sessizlik hükmediyordu oysa sabaha.Önce bir kürek sesi, ardından türküsü duyuldu sokaktaki işçinin.Sanki o çalışırken uyuyanlara sitem edercesine vuruyordu küreği yere.Tutturduğu türküde anlatıyordu yaşam kavgasını yada sevdasını kendi dilince,dilinin döndüğünce.Uyanın,yıkın duvarları dercesine.
Penceremden dışarıya uzandım usulca…Soğuk bir rüzgar dondurdu önce bakışlarımı….Ürperdim…İşçinin günlerdir örmeye uğraştığı duvara baktım, bitmek üzereydi.Bir boşluğun çevresini duvarla örüyorlardı ….Tıpkı yüreklerimizdeki boşluklara ördüğümüz duvarlar gibi.Oturup şiir yazdım sessizce.O işçinin bu şiiri hiç okumayacağını, hiç duymayacağını ve ne yaparsam yapayım o duvarın yıkılmayacağını bile bile…
Duvar İşçisi
Aslında
Yok farkımız
Sen duvar işçisi
Ben yürek.
Senin elin nasırlaşır Kazma,kürekten
Benim yüreğim nasırlaşır,
Sözcüklerden….
Emekçiyiz ikimiz de
Duvar örüyoruz durmadan…
Sen çevreye
Ben yüreğime…..
Sen haykırarak,
Ben susarak….
Herkes kendi bildiğince…
Ancak senin işin taş bitine kadar
Benimki sürecek ömrümce…..
Duvarlar, duvarlar,duvarlar …Ne çok duvar var düşününce…Önce aklıma duvar yazıları geldi…Yazanın düşüncelerini mizahi duygularla sergilediği yazılar…Sonra atasözleri, şarkılar, sloganlar…Hiç birini yazamadım o duvarlara… Bir film afişi belirdi bu kez gözümün önünde ….Solgundu afiş adından utandığından belki.…Berlin Duvarı =Utanç duvarı..Ağlama duvarını düşündüm duaların, insanların sığınağı..…..Ve insanlar arasına örülen duvarlar…Kendi ellerimizle ördüğümüz,sonradan yıkamadıklarımız. Döküldü dizelerim istemeden, dışarıda duvar ören işçinin harcına karıştı duygularım… O kendi bildiğince ördü, ben kendi kurguladığımca yazdım… Şimdi penceremi her açışımda bir duvar selamlıyor beni.Üzerine hiç bir zaman yazı yazamayacağım, bakışlarımla yıkamayacağım taştan bir duvar.....Dizelerle duvarlar yıkılmıyor yazık ki!
Duvar
Masmavi göklerden yıldız kayar gibi
Kırsam yıksam o duvarları sessizce….
Yüreğimin bağlarını koparıp versem eline.
Susar mısın karşımda hala duvar gibi?
Sen o duvarların arkasını biliyor musun sevdiceğim?
Akan kandan,yıkılan bedenlerden harcı
Ve bir ömrün geçip giden günleridir taşları.
Sevgiler,sevdalar, yaşanan bütün acılar,
Duvarlar örülmüş yüreklerde yıllanır şarap gibi
Ve sakiler sunar yaşamı ayyaşlara duvar diplerinde
Ömürlerine karşılık cennet bahçesi vaad edercesine.
Ağlama sevdiceğim şimdi kapanıp dizlerime,
Yorgun bir işçinin yüzü gibi soluk yüzünde hüzünle
Söylesene hangi duvar yıkılmaz,bir taşını usulca çekince.
Yeter ki taşın ucundan tutacak yürek olsun be(de) nde….
Hatice Kuzu
DUYGUYA TAŞ
Duyguluysan işin zor,
Yaşamda yeniksindir.
Duyguluya sor,
Ona aşkları da acı verir.
Hep bir karanlığa uyanır, yalnız:
Düşleri gerçekleri, gerçekleri düşleridir.
Aldatsanız, aldansanız,
O hep bir karanlığa uyur gibidir.
Hiç ölüsü yoktur,
Herkes, her şey anısındadır.
Geleceği geçmiş'in gözünden okur;
Hep bir yangının bacasındadır.
Gülerken bir düğündür, acı-son'lu,
Aldatılara uğurlayan gelinlerini.
Bir çocuk bahçesidir, renk-renk balonlu,
Savaşlara uğurlayan bebeklerini.
Sinmiş her şarkıya, her uyanı'ya, uykuya,
Ölümün yaşayan kardeşidir.
Hep sezer, sezdikçe duyguluya
Yengiler de hüzün gelir...
Özdemir Asaf
GÜNAYDIN OLSUN
DÖRT YAPRAKLI YONCA
Çıkamaz çocukluğundan dışarı
Kimse.
Oynamamız bundandır
Kara toprakla binlerce yıl.
Çıkamaz çocukluğundan dışarı
Kimse.
Bundandır sevmemiz
kiraz ağaçlarını.
Çıkamaz çocukluğundan dışarı
Kimse.
Kardeşliğimiz bundandır
Mavi sularla binlerce yıl.
Çıkamaz çocukluğundan dışarı
Kimse
Bundandır inanmamamız
Kocaman bombalara...
Fazıl Hüsnü Dağlarca
İyi sabahlar
iyi tatiller
çalışanlara iyi çalışmalar..
Çok sıcak ve rutubetten vıcık vıcık bir sabahtan herkese günaydın,
iyi tatiller diliyorum...
Ablacığım,
Harika şeyler yazmışsın,yüreğine sağlık...
merhaba
ne güzel doldurmuşsunuz bir pazar günü bunları okumak ne güzel elnize yüreğinize sağlık
Herkese merhaba,
sevgili Mavigünüm cok güzel alintilar paylasmissin yine bizimle, yüregine saglik canim arkadasim...
Hepimize iyi pazarlar diliyorum...
Ne kadar sakin bir gün.
sinek uçsa kanat sesleri yankı yapacak...
Herkese merhabalar...
merhaba yağmur,
hoşgeldin...
hoşbulduk no namecim,nasılsın?
sağol iyiyim inşallah,
sen?
iyiyim güzel bir pazar gününü ailemle geçirdim daha ne olsun:)
Ne güzel,senin adına mutlu oldum.
umarım her günün böyle olumlu geçer...
umarım ama senin pek tadın yok gibi?
klima sağlam dimi
çalışma şartlarımız pek insanlara göre değil.
yeterince dinlenemiyoruz.
sezonun tüm yorgunluğu üstümüze çökmeye başladı.
ekim sonuna kadar bu bedbin ve bitkin durumumuz artarak devam eder.
kış girimiyle biraz rahatlarız,umuyorum.
arabın çöl sıcağından kurtulmak için devamlı ya leyl(gece) demesi gibi bizlerde kış.. kış... diyerek dolanıp duruyoruz...bu kış mevsim olan kış.
bide tavuklara falan denen kışt var. o kıştın konumuzla uzaktan yakından ilintisi yok.
evet gün dönmek üzere;
herkese iyi geceler diliyorum...
Allah Rahatlık versin...
bazılarımıza hem rahatlık versin,
hem de iyiliğimizi versin...
amin...
Amin inşallah....
Kendine çok iyi bak olur mu...
Allah rahatlık versin.
iyi geceler,Allah rahatlik versin...
Biz kavgadan değil şefkatten korkarız yumuşayacağız diyr
İnsanın hırs, kavga, kıskanma v.b gibi olumsuz duygularını da unuttuğu bir dünya gelecek biliyorum.
Şimdiki insan, sevilmesi en zor yaratık bilirim. Kendine baktığında korkar ve varlığını bunca inciten şeyi dışarıda arar önce.
Dışarıdadır, o bilmediği dünyada. Bilmediğini bilmeye çalışır, nedenini bilmeden… O’na kalırsa dışarıdakinin aklı yoktur, bilinçsizce üstüne gelir; kar taneleri ve acımasız sıcak güneşiyle…
Yaprak neden sonbaharda düşer ve baharda yeniler kendini.
Bu bir mucize diye bakar.
Oysa bilmez ki mucize olan o badem ağacını anlamaya çalışarak bakan gözleridir.
Mucize kendisidir!
Bakışının rengini tanıyana kadar kaç yüz yıl geçecektir bilinmez. Ama kendini tanıma yolunda, adını rüzgârdan ve köpekten alan soyunu unutur.
Bakışındaki mucizeyi dışarıdakini öldürmeye adadığı gün, kendini de öldürmeye başlamıştır.
Gereksiz isimler takar kendine, peygamberleşir. Yetmez Tanrı’yı çözdüğü iddiası ki Tanrı hep bilebildiği kadardır. Bilemediğini söyleyen Tanrısına tapar. Umudu Pandora’nın kutusuna tıkan da kendisidir Zeus’u alet ederek, açan da kendisi.
Promethe’nin kim olduğunu bilir, cezasını da. Saçlarını şefkatle okşaması gerekeni reddeder. Ona ateşi getireni…
Şefkat uzak yıldızlarda kalmıştır.
Bunca zamandır bu topraklarda kendi cinsinden birinin hep emeğini çalmayı öğrendiği için, tam bunun için o hırsı tanıtan göz kamaştırıcı iktidarını korumak için, kendini bulduğunu sandığı yerde Tanrısına: ATEŞİ, GETİRENİ CEZALANDIR der.
Çok yüzlü olmuştur artık. Karanlıktan korkan, aydınlığı hak ettiğine inanan ama, tanrısal ışığa, dokunacak kadar şefkati olmayan bir yaratık…
Sanatçılar, şefkati yeryüzüne, taşın kıvrımlarında, sesin soluğunda ve şiirin ölümsüz dizelerinde söylemeye çalışan o gerçek Tanrılar da artık kendisinden ayrılmış, bozuk bir duygunun temsilcisi olmuşlardır, ona göre. Gereksiz işler yapanlar sınıfına sokarlar onları, mağara duvarlarına resimler çizen bütün atalarının sanatçı olduğu yüzyılları unutarak…
Unutmayı sever öfke ki kendini bileyebilsin yalnızlık adını taktığı bu cehennemde.
Kendine o unuttuğu duyguyu hatırlatacak, AŞK’ı da şefkatin kollarından koparıp, İMKÂNSIZ sözcüğüyle eşler.
Doğadan üstün olamayacağını bilmenin sertliğiyle, gözü dönmüş insan bir gün doğaya haddini bildirirken, kendine de ölümün taştan döşeğini hazırlamaktadır.
Kardeşin kardeşi inkâr ettiği, ayın güneşi rakip gördüğü ve şefkat duymadığı dünyada, taşın yanıtı tam da insanın istediği gibi, şefkatsiz olacaktır.
İşte o gün YENİ İNSAN’ın doğabilme şansı olacaktır. Ne zaman nerede bilmiyorum.
Ama bana bu satırları yazdıran genlerim, kutuda aslında umudun değil, insan yüreğinin kaldığını söylüyor…
Yelda Karataş
İlk söz: Dokun Telve
Dokun
Parmak uçlarımdan akan hasret hayatın kanıdır
Elâ gözlerimde çakan istek canımdır
Dokun tenimde yatan arzunun harcı aşkına
Aşk ile dokun
Yaradanın gönlünde yatana gönlünle
Dokunmak helâldir
bir yüreği isteyen bir yüreğe
Dokun
Al güneşler çoğalsın göğsümde
Aslımın gerçeği dokun
Ferhat’ın dağı utansın
Dokun
Tenimle tenine varayım
Dokun yaşayayım.
İnce korkuları parçalayan yiğit bakışınla
Bir ten yurdunun fatihi olayım
Dokun
Pembe dantelli geçmişine
parçalanmış İstanbul’un o aziz şarkılarına
yedi tepeden.
Unutulmuş ninnilerine, masal kitaplarına
Büyükannenin
Sepya ağlayan bütün fotoğrafların kesik yaralarına
Dokun
Hisarlardan kalan o çarpıtılmış tarihi
düzden okuyarak.
Aynı sokakta hıdrellezi yedi dilde karşılayan
çocuk şarkılarına
Dokun
Al ipek yeşil ipek halaylar ve tamburun hüzünlü
çağrısına tadı bal üzümlerle koşan
İstanbul hayaletine
Dokun
Bin bir basamaklı mermer hanların içinde
hâlâ kanayan yaralara
Ve bir günde baştanbaşa değişen
Pera’nın şiir geçmişine
Dokun
Ağlasın kalbin sokağından sürülenlere
Ve Mayıslarda katledilenlere
Dokun
Alınlarında bir bayrak gibi hayatı taşıyanlara
Tersanelerin susturulmuş sesine bir sonbahar akşamı
Dokun
Tarih utanmaz
Utanmadan bakmak için İstanbul’un öksüz yüzüne
kalbimin ezanlara karışan sabahına
Dokun
Bir diyarın kanlı yarasına dokunur gibi
Altın yüzü unutulmuş Beyoğlu ustalarının
göz nuru mermer işlemelerine
Aşkla dokun
Yazılmış bütün Deniz öykülerine ve Melisa kokusuna
Gerçeğe dokunmanın erinciyle
Dokun
Yalan bedel istemez uyutur
Gönül bağı Boğaz Köprüsü’nün demir ayakları değil
Avrupa’dan Asya’ya uzanan
bu halkın gözü yaşlı serüvenidir
Nazım’ın vaporuna dokun!
Yurdumuz İstanbul’un kirletilmiş tenidir
Ki atlaslar içinde en kahraman dişidir
Yüksek kaldırımda yaralı kadın ruhu satılan
Kirli yüzü sahte altına boyalı
Masum çırakların aşkı parçaladıkları
O tenelev sokağına dokun
İstanbul bizimdir
Hatırlatmak için erdemini
U z a t e l i n i . . .
İNANMAK
İLE
GÜNAYDIN
yeni bir haftaya başlıyoruz ömrümüzün.
ömrümüzün ne kadar olduğunu bilmiyoruz.
bu yüzden inandığımız her şey bizim için çok önemlidir.
insan hayatında inanmak onun yaşamınıda etkiler..
bizler öncelikle
aşka, sevgiye ve dostluğa inanlardan olduğumuz için
tüm BBO ailesine
iyi çalışmalar
iyi sabahlar
ve
sizi sevenlere inanmanızı
sevdiklerinizinde inanılacak olmasını dilerim..
gününüz masmavi bir gün olsun..
SEVMEK
İnanmaktır sevmek inanmak,acı çekmekten korkmadan inanmak.
Tüm benliğinle güvenmektir duygulara,zorda olsa ona dayanmak
Okuyabilmektir,kalbin tüm duygularının göze vurululan sözcüklerini,
Duyurabilmektir sevmek haykırışlardaki gizli kalmış tüm sessizlikleri.
Direnmektir sevmek,tüm acılara sabırla,sırf sevdiğin için direnmek,
Seni seviyorum derken baktıkça gözlere kalbin en ucralarına inmek.
Yazabilmektir sevmek en gizemli aşk şiirlerini en gizemli kelimelerle,
Anlaşabilmektir sevmek herkesin kullanamıyacağı en güzel terimlerle.
Eray Aydemir
her yürek her insanı aynı sevmiyor
bazen birini diğerlerinden daha çok seviveriryorsun ..
sen sevmekten
sevdiğni söylemekten
onu görmek
onu duymak
ona dokunmak
onla olmaktan mutlu olacağına
inanırken..
sevdiğin sevildiğine bile inanmak istemez..
inanmak yürekle olacak iştir
aklılla inanılmaz...
ve arada da kalınmaz..
ya inanırsın
ya inanmaz..
bu yüzden ilhan irem diyorki...
İNANMAK
Inanmak:
Maviliklerin arkasina gizlenmis
Cennetlere benzer...
Inanmak:
Sonbaharin en son yapragidir
Bahara gider...
Inanmak:
Isildayan bir çift zümrüttür
Gözlerinde...
Ve inanmak:
Inanilmayi beklemektir
Bir kardesi bekler gibi...
Yine de inanip inanmamakta
Özgürsün...
Kuslar gibi...Baliklar gibi...
Benim gibi...
Ister inan Ister inanma
Ister inan ister inanma
Senle doluyum ben hâlâ
Ister inan ister inanma
Ayni heyecan bende hâlâ
Su mu sandin yüregimi?...
Dökülsün bir çirpida...
Mum mu sandin sevgimi?...
Sönüversin bir solukta
Su dersen; okyanus benim gönlüm...
Ates dersen; günes ömrüm
Unutulmaz sevgilim, sevgin
Unutamadan ölürüm...
Gül mü sandin yüregimi?...
Soluversin soguklarda......
Gün mü sandin sevgimi?...
Bitiversin karanlikta...
Gül dersen; dört mevsim benim gülüm
Zaman dersen; sonsuz ömrüm...
Unutulmaz sevgilim, sevgin
Unutamadan ölürüm...
Ister inan ister inanma
Senle doluyum ben hâlâ
Ister inan ister inanma
Asiginim ben hâlâ
Asigim sana ben hâlâ
Asigim sana...Anlasana...
Ilhan Irem
evet
bizim bildiğimiz sevmek
sevgimize inanmak ise sevdiğimizin işi
sahi bundan bize ne...
hepimizin ömrüne bereket
gününüz aydınlık olsun..
canım ablacığım,günaydın...
güzel yazıların eşliğinde günün doğuşunu izlerken,gökyüzünün önce griye sonra maviye dönüşmesinde senin payın çok yüksek.en az bahçemde öten kumrular kadar,bu saate dahi parıltısını yitirmeyip güne meydan okuyan dolunay kadar...
uzay boşluğu kadar büyük olmasına rağmen,bu büyük boşluğu en ufak zerresine kadar sevgiyle dolduran yüreğinden öpüyorum.
seni seviyorum...
yeni bir gün,
yeni bir hafta,
yeni bir başlangıç...
tüm yeniliklerin iyiliklere ve güzelliklere vesile olması dileğiyle Günaydınlar...
günaydınlar
güzel bir gün geçirebilmek dileğiyle
kolay gelsin
seval ablacım,
hayırdır?
İyi misin?
YoksA,yoksa biriken dosyalar üzerine mi yıkıldı?
dosyaların altında mı kaldın.
tabii diğer personel tatilde sen yalnız kaldın değil mi?
Bari kahvaltıya geleydin...
Günaydin No Namecim, Eylemcim, herkese günaydin...
No Namecim dogru tahmin etmissin kardesim,sabah sabah bir sürü "cok acil" isler cikinca karsima size bile kücücük bir selam ile seslenemedim degil kahvaltiyi düsünmek... :) Eylem ile siz baslayin ben daha sonra katilirim...
Hepimize kolay gelsin..
merhabalar dostlar..
yorumların az olması
yeni bir haftaya hızla başlandığından anlaşılıyor ...
hepimiz için gelen günlerin güzel yaşanılabilir olmasını dilerim.
no name
canım kardeşim elimizde sevginin azaldığı hergün bir filim gibi savaşları izlediğimiz bu hayatta yaşamdan zevk almak ve insan olduğumuzu unutmamak için yüreğimizdeki sevgiye tutunmamız gerekiyor.
sevmek sevmek sevildiğine bakılmadan..
yaradandan ötürü yaratılanı sevmek
Benim için söylediğin sözler için teşekkürler..
inan bende seni seviyorum
cesur yürek..
bu dünyaya nasıl dayanıyorum dediğimde çoğunlukla kendime
öncelikle
Bana karşılıksız sevmeyi öğreten aileme şürkan duyuyorum..
içideki çocuğun yaşamsına şükrediyorum..
Sizler gibi sevelicek insanların hala yaşadığını bilmekten güç alıyorum..
herşeye rağmen sevmeyi başarabilmekten güç alıyorum
ve
sizleri seviyorum..
ve
seni güzel arkadaşım
gül papatyam
beyaz güvercinim
canım kankam
seni çok seviyorum..
dosyalar içinde kendine iyi bak..
faturalar seni boğduğu an nefes almak için bize ses ver..
kulağımız duymazsa yüreğimiz duyar..
her gün söylemekle sevginin değer kaybedeğeceğini düşünen ahmaklar
ne kadarda eminler yarının olacağına..
ben bilmezken
bir dakkika sonrasını
bıkmadan sevdiğimi söyleyebilmeyim sevdiğime
ömür bana emanet..
ömrünüze bereket
tekrar iyi çalışmalar..
iyi günler..
eksilmesin yüreğinizden sevmek arzusu.
ablacığım,hoşgeldin.
evet bu gün yoğun bir gün.
Allah herkesin işini rast getirsin,
gücünü kolay eylesin inşallah.
Ablacığım bi dünya dervişin yıllarca aradığı, insanların bulmak için dünyayı yaya olarak dolaştığı hayatın sırrını bulmuşsun.
bulduğun yetmez gibi bizimle de paylaşma zerafetini göstermişsin.
evet ablacığım,belirttiğin gibi herkesin aradığı sır
sevgide yatıyor.
karşılıksız sevgide...
ömrüne bereket,seni seviyorum.
cesur yürek ismimi de çok sevdim...
memleketten tüm dostlara selam olsun...
Sevgili Mavigünüm, yüreginden tasan sevgi sel olup akarken nasibini alanlari günes gibi isitiyor, sevmekten korkan yüreklerdeki kabuk tutmus yaralari sariyorsun... Hani derler ya, imkansizdan bahseder gibi hayiflanarak: "Bilmek uygulamak olsaydi.." diye, iste sen, bildigini uygulayansin..
O,binde bir rastlanan güzellikteki yüregine saglik... Iyi ki bizimlesin.. :)
hoşgeldin Kayacım
memleketin sıcaklığı ile ailene kavuşmuşsun
memeleketinde güzel günler geçirmen dileğiyle
Kayacim sana iyi tatiller, memlekete de bizden selam olsun... :)
Mavigün ablacım bizde seni seviyoruz
elleriğin yüreğin dert görmesin
teşekkürler
Seval ablacım inşallah darısı başına
Şimdilik hoşçakalın
Görüşmek üzere
merhaba dostlar
haftanın ilk gününden selam olsun hepinize
sıcak yorucu birgün ama ölmedik ayaktayız çok şükür..
kaya hoşgeldin memlekete..
Başkanım hoşgeldin.
sence bütün suç sıcak havada mı?
ne var ne yok bakalım
başkanımda gelmiş bi ara hoşgelmiş
Kaya memleketin keyfini çıkarıyor bu ara
Seval ablam dosyaların içinde
hadi bakalım hayırlısı
Kankacım bütün suç sıcak havada mı demişsin başkanıma
tabiki değil
sıcak hava,işler,kafasındaki bir çok sorun,yorgun dinlenememiş vs
hem başkanım sıcak havayı suçlamamış ki sen öyle bir soru sordun
başkanım beni avukat olarak tutmuş muydunuz :))
ama gerçekten iki gündür bizde sıcaklardan kavruluyoruz
şuan hiç işime gelmiyor bu sıcak hava birazda hasta olunca
midemle savaş yapıyorum
yemek yedim nane limon içtim kendime gelebildim
şimdilik ben kazandım gibi görünüyor :)
Gecmis olsun Eylemcim, aman kendine dikkat et...
Bizim isler durdu durdu birden patladi,islerden bogulmak üzereyiz.. Patron da haftaya izine cikacagi icin bitirilmesi gereken insaatlarin dosyalarini bana havale ediverdi... ayrilirken veda etme firsatim olmazsa simdiden hepinize iyi aksamlar diliyorum.. :)sevgiyle kalin..
teşekkürler
güle güle ablacığım kolay gelsin
bendende
iyi akşamlar,
mutlu yarınlar
sağlıklı ve güzel günler hepimizin olsun
kendinize iyi bakın
görüşebilmek dileğiyle...
kankacım,
Allah rahatlık versin.
kendine iyi bak lütfen...
kayacığım memlekete hoşgeldin.
herşey gönlünce olsun.
canım eylemciğim geçmiş olsun..
yarın daha iyi olursun inşallah.
kankacığım ya ne bu ay sonuda değil seni boğdular işe..
eve git dinlen demeye bile korkar oldum.
evde daha çok yorulduğunu bildiğimden.
lütfen kendine dikkat et olur mu?
Sayın Soner Yalçın araştırsın,
No name ondan aparsın
oh keyfe bak...
hadi izleyelim...
"Hep ideal aşkı arayan bir şair: Şükûfe Nihal"
Názım Hikmet ona áşıktı. Faruk Nafiz Çamlıbel, ona olan sevdasını dizelere döktü.
Cenab Şahabeddin'in kardeşi şair Osman Fahri, ona olan aşkına karşılık bulamayıp canına kıydı. Şair Ahmet Kutsi Tecer, ona tutkundu. Edebiyatçı Mithat Sadullah Sander ve politikacı Ahmet Hamdi Başar ile evlendi. Yaşamı köşkte başlayıp huzurevinde biten şair, yazar, öğretmen Şükûfe Nihal'in ruhunun derinliklerinde yaralar açan aşk hikáyeleri..
Tanıyalım bakalım nasıl bir kadınmış,
sevgili şairimiz,
erkeklere şair deniyorsa bayanlara neden şaire denmiyor acaba.neyse tanıyoruz...
Güzel denemezdi
Yakın arkadaşı (yazar Pınar Kür'ün annesi) İsmet Kür, "Yarısı Roman" adlı eserinde Şükûfe Nihal'i şöyle anlatıyor:
"Şükûfe Nihal hemen her görenin áşık ya da hayran olduğu kadınlardandı. 'Güzel' denemezdi pek. Gözleri çukurdu ve ufaktı... Boyu hiç uzun değildi. Beden çizgileri dikkati çekmekten uzaktı. Ne ki, zarifti, her zaman bakımlı ve çok şıktı. Dünyaya metelik vermeyen, kendine çok güvenen bir havası vardı. Onu bu kadar çekici yapan da, bu 'dünyaya metelik vermeyen' haliydi. Ve de, o sıralar, 'hayran olunacak kadın' sayısı da çok değil miydi? Ya da nitelikleri mi farklıydı? Sanırım, biraz öyle.
Çocukluğumda, şıklık sembolüydü benim için. Onun üstünde görüp hayran olduğum kimi renkleri, kimi desenleri hálá sevdiğimi biliyorum.
Çok kaprisli bir kadındı. Biraz cıvıltıya benzeyen, kendine özgü ve de hoş konuşma biçimi vardı.
Evet, pek çok kişi sevdalanmıştı, zamanın en gözde şairlerinden biri olan bu kadına."
OSMAN Fahri otuz yaşındaydı.
Dönemin ünlü edebiyatçısı Cenab Şahabeddin'in kardeşiydi.
Ressamdı. Şairdi. "Mersiyeler" adlı şiir kitabı vardı.
"Arkadaş" adlı dergiyi birlikte çıkardığı yakın dostu Mithat Sadullah'ın eşi Şükûfe Nihal'e áşıktı.
Mithat Sadullah-Şükûfe Nihal evliliğinde sorunlar vardı.
Ve bir gün Şükûfe Nihal, oğlu Necdet'i alıp eşi Mithat Sadullah'ı terk etti. Zaten hiç arzulamamıştı bu evliliği; hatta bileklerini keserek intihara kalkışmıştı.
İstemediği evlilik artık son bulmuştu.
Şükûfe Nihal'in bu zor günlerindeki dert ortağı Osman Fahri'ydi. Genç şair, yıllardır sakladığı hislerini o günlerde açığa çıkardı. Olumsuz yanıt aldı:
"Sen benim hem-dem-i hayalatım,
Ben senin yar-ı tesellikárın
Olacakken; fakat, nedense, Nihal
Sen benim gözlerimde dert aradın..."
Osman Fahri karşılıksız aşkı yüzünden mecnun oldu. İstanbul'u terk etti. Elazığ'da öğretmenlik yapmaya başladı. Ancak platonik aşkını unutamadı.
Şiirler gönderdi karasevdasına karşılık alabilmek için:
"Ah madem ki sen de bir şair,
Ben de şairim, bu káfidir"
Hiç yanıt alamadı; bu acıyla yaşamamak için kafasına tabanca dayayıp tetiği çekti. Yıl 1920 idi...
Şükûfe Nihal, Osman Fahri'ye karşı o günlerde bir şeyler hissetmiş miydi? Bilinmiyor. Bilinen Şükûfe Nihal'in, karasevda yüzünden intihar eden Osman Fahri'yi yaşamı boyunca unutamadığı...
Şükûfe Nihal'e áşık olan isimlerden biri de Názım Hikmet'ti...
Názım Hikmet'in aşkı
1920'li yıllar...
Erenköy bahçelerinde, köşklerinde şairler yan yana gelip edebi sohbetler yapıyorlardı.
Bu toplantıların birinde...
Názım Hikmet bir káğıda bir şeyler yazıp Şükûfe Nihal'e vermesi için Halide Nusret'e (Zorlutuna) uzattı.
"Bir Devrin Romanı" adlı eserinde Zorlutuna olayı şöyle yazdı:
"O (Şükûfe Nihal) okuduktan sonra, gülerek káğıdı bana verdi. Bugün gibi hatırlıyorum, káğıtta şairin o delişmen yazısıyla aynen şu kelimeler yazılıydı: 'Ben sizin için çıldırıyorum, siz bana aldırış bile etmiyorsunuz'."
Názım Hikmet ile Şükûfe Nihal sevgili oldular mı?
Halide Nusret Zorlutuna'nın, kız kardeşi İsmet Kür'e söylediğine göre, Názım Hikmet "Bir Ayrılış Hikáyesi" adlı şiirini Şükûfe Nihal için yazmıştı. Bu şiir ilişkinin boyutunu gösteriyor
ayrılış hikayesi;
Erkek kadına dedi ki:
-Seni seviyorum,
ama nasıl,
avuçlarımda camdan bir şey gibi kalbimi sıkıp
parmaklarımı kanatarak
kırasıya
çıldırasıya...
Erkek kadına dedi ki:
-Seni seviyorum,
ama nasıl,
kilometrelerle derin, kilometrelerle dümdüz,
yüzde yüz, yüzde bin beş yüz,
yüzde hudutsuz kere yüz...
Kadın erkeğe dedi ki:
-Baktım
dudağımla, yüreğimle, kafamla;
severek, korkarak, eğilerek,
dudağına, yüreğine, kafana.
Şimdi ne söylüyorsam
karanlıkta bir fısıltı gibi sen öğrettin bana..
Ve ben artık
biliyorum:
Toprağın -
yüzü güneşli bir ana gibi -
en son en güzel çocuğunu emzirdiğini..
Fakat neyleyim
saçlarım dolanmış
ölmekte olan parmaklarına
başımı kurtarmam kabil
değil!
Sen
yürümelisin,
yeni doğan çocuğun
gözlerine bakarak..
Sen
yürümelisin,
beni bırakarak...
Kadın sustu.
SARILDILAR
Bir kitap düştü yere...
Kapandı bir pencere...
AYRILDILAR...
Yakın dostu Halide Nusret Zorlutuna'ya göre, Ahmet Kutsi Tecer de Şükûfe Nihal'e áşık edebiyatçılardan biriydi.
Şükûfe Nihal'in edebiyat çevrelerindeki en bilinen aşkı ise hiç şüphesiz, Faruk Nafiz Çamlıbel idi...
F. Nafiz Çamlıbel'in aşkı
Faruk Nafiz Çamlıbel yaşamı boyunca unutamayacağı büyük aşkı Şükûfe Nihal'i halasının Erenköy'deki köşkünde gördü ilk kez. Ve ilk görüşte áşık oldu.
Aşk karşılıklıydı. Hep şiirler yazdılar birbirlerine.
"İnce bir kızdı bu solgun sarı heykel gibi lal/
Sanki ruhumdan uzat sisli bir akşamdı Nihal/
Ben küreklerde Nihal'in gözü enginlerde/
Gizli sevdalar için yol soruyorduk nerde./"
Sadece şiir mi?
Aşkları üzerine roman yazdılar.
Faruk Nafiz Çamlıbel "Yıldız Yağmuru"nda, Şükûfe Nihal ise "Yalnız Dönüyorum" adlı romanda sevdalarını dile getirdiler.
Yazar Selim İleri de, "Mavi Kanatlarında Yalnız Benim Olsaydın" adlı romanında edebiyat çevrelerinin çok konuştuğu bu aşkı anlattı.
Aynı zamanda edebiyat öğretmeni olan Faruk Nafiz Çamlıbel evlilik teklifine hep olumsuz yanıt alması üzerine sinirlenerek tayinini Ankara'ya çıkardı. Ve burada; Ankara Lisesi'nde coğrafya öğretmenliği yapan Aziziye Hanım ile ani bir evlilik yaptı. Yıl 1931'di.
Bir zamanlar; "Yalnız kalmaktansa Nihal'imden uzakta/ Kalsam diyorum, dar-ü diyarımdan uzakta" diyen şairin bu ansızın evlenmesi edebiyat çevrelerini çok şaşırttı. En çok da Şükûfe Nihal'i; gerçi kavga ettikleri için bir süredir görüşmüyorlardı ama o da anlam verememişti bu ani evliliğe...
Çamlıbel yanıtını beş yıl sonra, 1936'da çıkan "Yıldız Yağmuru" adlı romanında verdi. Romanın kadın kahramanı ayrılığı, aşkı ölümsüzleştirmek için istemişti. Romanın erkek kahramanı ise bu ayrılık nedeniyle gidip sade bir kadınla evlenmişti. Roman ne kadar gerçeği yansıtır bilinmez!
Yıllar sonra 1954 yılında Cumhuriyet Gazetesi muhabiri Sermet Sami Uysal, Faruk Nafiz Çamlıbel'e sordu: Eşinizle aşk evliliği mi yaptınız?
Yanıt ilginçti: "Hayır. Birbirimizi beğenip evlendik; duygudan çok kafa izdivacı oldu daha doğrusu."
Kim bilebilir; belki de Faruk Nafiz Çamlıbel ölümsüz aşkını hiç unutamadı. Sadece rastlantı mıdır; Şükûfe Nihal'in ölümünden bir buçuk ay sonra vefat etti!
İkinci evlilik
Faruk Nafiz Çamlıbel'in ani evliliğinin ardından Şükûfe Nihal de evlilik kararı aldı. Ahmet Hamdi Başar, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'nden sınıf arkadaşıydı. Okul arkadaşının zaman içinde ülkenin sosyal sorunlarına ilgi göstermesi çok hoşuna gidiyordu. Ayrıca oğlu Necdet'e yakın ilgisi de bu evliliğe zemin oluşturdu. Evlendiler. Şükûfe Nihal, kızı Günay'ı bu evliliğinden dünyaya getirdi. Ancak aradığı huzuru bulamadı; eşi sürekli politik beklentiler, arzular peşindeydi. 1960'ta Şükûfe Nihal, iki çocuğunu alıp kimseye haber vermeden evden ayrıldı. Boşandılar.
Altmış beş yaşındaydı.
Aşkı sadece ruhunda yaşıyordu. O aşkın sahibi ise sevdası uğruna ölümü seçen Osman Fahri'ydi.
Yakın dostlarına, "Tek aşkım odur. Beni tek seven de odur. Nasıl ziyan ettim bu büyük aşkı" diye dert yandı hep. "Yakut Kayalar" adlı romanının kahramanıydı Osman Fahri. Onun aşkı uğruna mecnun oluşu, ideal aşkı arayan romantik Şükûfe Nihal'e şiirler yazdırdı:
"Sana mecnun dediler/ Mukaddestir gözümde/ Cinnet, o günden beri..."
Hafızasını kaybedene kadar düşüncesinde, dilinde, kaleminde hep Osman Fahri vardı...
Köşklerden huzurevine uzanan bir hayat hikáyesi
1896'da İstanbul Yeniköy'de bir köşkte doğdu.
Dedesi, Sultan V. Murad'ın doktoru Emin Paşa'ydı. Babası Miralay Ahmet Abdullah Bey eczacıydı. Baba tarafından soyu Kastamonulu Katipzadelere uzanıyordu. Annesi Nazire Hanım asker kökenli bir ailenin kızıydı.
Şükûfe Nihal'ın çocukluğu ve dolayısıyla öğrenimi, babasının görevleri gereği gittikleri Manastır, Şam, Beyrut ve Selanik'te geçti. Arapça, Farsça, Fransızca öğrendi.
Babası entelektüel biriydi. Onun sayesinde küçük yaşlarında edebiyatla tanıştı. İlk şiiri "Hazan" Resimli Kitap'ta yayımlandı.
18 yaşında üniversiteye gitti. Ancak babasının tayini Şam'a çıkınca İstanbul'da tek başına kalmaması için zorla evlendirildi.
O dönemin yasalarına-kurallarına göre evlilik, üniversiteye gitmeye engeldi. Bu hakkı boşandığında elde edebildi. 1919'da üniversitenin coğrafya bölümünden mezun olan ilk kadın oldu. Ve ilk kadın lise öğretmeni. Emekli olduğu 1953 yılına kadar İstanbul'un çeşitli okullarında öğretmenlik yaptı.
Siyasal, toplumsal meselelerle hep ilgiliydi. Kadınların eğitim hakkı konusunda dönemin dergi ve gazetelerinde makaleler yazdı. Müdafaa-i Hukuk-ı Nisvan Cemiyeti ve Asri Kadınlar Cemiyeti'ne üye oldu.
İzmir'in Yunanlılar tarafından işgalini protesto eden Sultanahmet Meydanı'ndaki mitingde konuşma yapanlardan biriydi: "Ey aziz vatan beşiğimiz sendin, mezarımız yine sen olacaksın."
Anadolu'daki ulusal savaşa katkı için İstanbul'da gizlice görev yapan kadınlardan biri de yine Şükûfe Nihal idi.
O hep öncüydü. 1923'te kurulan Kadınlar Halk Fırkası'nın kurucusu oldu; partinin genel sekreterliğini yaptı.
1920'li yıllar şiirin yanında romanın başladığı dönem oldu. İlk romanı "Renksiz Istırap" 1926'da yayımlandı.
1935'ten itibaren Cumhuriyet, Tan, Yeni İstanbul gibi gazetelerde yazmaya başladı.
"Domaniç Dağlarının Yolcuları" adlı eseri "Unutulan Sır" adıyla beyazperdeye aktarıldı.
Sosyal sorumluluk içeren çalışmalar içinde de yer aldı. İstanbul Hayırseverler Derneği, Çocuk Dostları Cemiyeti ve Türk Kadınlar Birliği'nde görev yaptı.
1962 yılında başına talihsiz bir olay geldi; caddeyi karşıdan karşıya geçerken araba çarptı. Kaza sonucu birçok ameliyatlar geçirdi. Sol bacağı kısa kaldı.
Hayatın zorlaşması sonucu yakın arkadaşları Hasene Ilgaz ve İffet Halim Oruz'un açtıkları Bakırköy'deki huzurevine yerleşti.
Kızı Günay'ın bebeğini doğururken hayata gözlerini yumması, yaşamla ilişkisinin kopmasına neden oldu.
Yurtdışında felsefe öğrenimi gördükten sonra Türkiye'ye gelip Taksim ve Osmanbey'de İstanbul'un en tanınmış iki kitabevini açan oğlu Necati Sander, annesinin bu durumuna çok üzülüyor ve onu böyle görmemek için yanına pek uğrayamıyordu.
Kız kardeşleri Bedai Taş ve Muhsine Akkaş da artık yaşlanmışlardı; sık gelemiyorlardı huzurevine.
Şükûfe Nihal zamanla konuşmayı tamamen kesti.
Ve 24 Eylül 1973'te hayata gözlerini kapadı.
Rumelihisarı Aşiyan Mezarlığı'na defnedildi.
Adı okullara verilen Şükûfe Nihal'in mezarı bugün iç acıtacak kadar bakımsızdır...
Şükûfe Nihal'in eserleri
Yıldızlar ve Gölgeler (1919-Şiir)
Renksiz Istırap (1926-Roman)
Hazan Rüzgárları (1927-Şiir)
Tevekkülün Cezası (1928-Hikáye)
Gayya (1930-Şiir)
Yakut Kayalar (1931-Roman)
Çöl Güneşi (1933-Roman)
Su (1935-Şiir)
Şile Yolları (1935-Şiir)
Finlandiya (1935-Gezi kitabı)
Yalnız Dönüyorum (1938-Roman)
Sabah Kuşları (1943-Şiir)
Domaniç Dağlarının Yolcusu (1946-Gezi kitabı)
Çölde Sabah Oluyor (1951-Roman)
Yerden Göğe (1960-Şiir)
Oğlu Necati Sander tarafından derlenen "Toplu Şiirler" (1975)
1955 yılında Yeni İstanbul Gazetesi'nde tefrika edilen "Vatanım İçin" adlı romanı kitap olarak basılmamıştır.
sizlere bir radyo progamı yapmak istesemde henüz ne zamanım nede ruhum hazır..
size son günlerde bir şarkı ile
tanışmamı anlatıyım dostlar belki bir başka gecede program yapabilirim.
Herkesle gülmeyi becerebildiğim halde nedense
Hep tek başına ağlamayı sevdim hayatta..
Bir doktor odasında boğazıma bir yerleşen yumru gitmiyordu günledir..
Yüreğim yumuşaklığını kaybetmişti sanki
Bir türk filimde ağlayan ben
tek bir göz yaş bile dökmemiştim yüreğim katılaşmıştı sanki.
Aradan bir iki gün geçti
Bir gece
Annemin elini tuttuğum bir anda bu şarkıyı ilk defa tv den.
duydum
Dinledim
Durdum…
annemin elini bıraktım ve odadan dışarı çıktım.
Hastane bahçesine kadar yürüyüp bir bankın üzerine oturdum.
Ben ve hastane köpekleri ile birlikte ağladım ağladım ağladım.
sonra yüzümü yıkadım yüzümde ki bir gülümse ile odaya geri döndüm tekrar annemin elini tuttum.
İşte bu şarkıyla böyle bir anısı oldu bende paylaşmak istedim.
Ağlamak
İnsanın yüreği yıkıyor
Yağmurdan yıkanan bir gül gibi
sonra şarkıyı araştırdım
benim tanımadığım bir ses söylüyordu.Tülay Özcan .
TV de ki düğün şarkıcısı adlı dizinin müziği
şarkı bir aşk şarkısıydı
her sevgi aşkla olmalıydı
aslında
bütün yorgun bedenlere
gitsin
özelliklede
yorgun kankama
hüzünlü bir şarkı ama
o gün ki ruhum şarkıdan daha beterdi.
işte o şarkı
Kalbim ağla
Karanlık odalarda kalmış bir çocuk gibiyim
küçük bir mum ışığına bile hasretim
bedenim yorgun ama
ruhum deli çağında
hiç umudum olmasa da
kokun kaldı evin dört yanında
ağla ağla kalbim ağla
sarılmaz bu yara
derdin var durma ağla
sakın utanma, kendini tutma
kapanmaz bu yara, derdin var
durma ağla
dün gece resmine gözyaşım değdi
Hıçkırık seslerin dillere geldi
konuştular benimle dertleştik bütün gece
en yakın arkadaşım
tek sırdaşım gözyaşlarım
ağla ağla kalbim ağla
sarılmaz bu yara
derdin var durma ağla
sakın utanma, kendini tutma
kapanmaz bu yara, derdin var
durma ağla
http://www.youtube.com/watch?v=1RgFpxP1os0&feature=related
herkese sevgilerimle..
daha neşeli şarkılarda buluşmak dileğiyle
herkese iyi akşamlar
Puccuni. la boheme,
"Si mi chiamano Mimi"
Gökyüzünden gelen ses...
http://www.youtube.com/watch?v=Bm29-POmIg8&feature=related
kimseler görmeden ve duymadan,
parmaklarımın ucuna basarak ve fısıltıyla,
herkese iyi geceler,
Allah rahatlık versin...
Hayirli geceler...
Iyi geceler, Allah rahatlik versin, hepimize, her birimize..
Yarina uyanmak kismet olursa, görüsmek üzere..
İğde Dikeni
Yıktığım sarayların viranesin de, oturdum ağlıyorum
Yağmur yağıyor durmadan ıslandıkça çürüyorum
İğde ve çam kokusunun telaşına düşmüşken
Nefes almaya korkuyor, offf çekmeye utanıyorum.
Hangi liman barındırır suya küfreden gemiyi
Hangi bahçe büyütür toprağına küs çiçeği
Gidecek yeri kalmayana yollar ne yapsın
Yürümeye mecalim yok gözümde yolculuklar.
Bir basamak daha çıktım böyle sessiz törensiz
Arşa doğru yükseliyor acının merdiveni
Düşsem yerle temasım belki yıllar sürecek
Tırmanışım heybetinden hiçbir şey kaybetmiyor.
Meylim tükendi artık bu dünya nimetine
Açlığım susuzluğum merhabandan ibaret
Gel demeye yüzüm olsa bir an bile zayi etmem
Elimden gelen beklemek ömrümü harcıyorum.
Sabrımı zehirliyor bu matem yalnızlığım
Hasrete çivilendim zaman çekiçleniyor
Yangınını çoğaltıyor sükûneti insanın
Külümle yüzleştikçe yeniden yanıyorum.
Yalnızlık viran ömrümde kırılmanın sesidir
Kaybımı gaipler de arayıp duruyorum
Beklediğim sen değilsin iyi haberin
Kabul eyle çekeceğin her acıya talibim.
Mıhlanıp kaldım geceye akıp gitmez karanlık
Oysa akreple yelkovan kaçıncı sevişmede
Ne bir af bekliyorum ne de bir fedakârlık
İyiyim desen bana dağılır karanlığım...
Barış Çelimli
Özlemenin Gece Vardiyası
Özlemin yuva kurmuş sanki dudaklarıma
Söylediğim her sözcük
Adının tülbentinden
İncecik süzülüyor.
Yüzündür niyetine seyrine durduğum ay
Girince bir buluta
Anlamını yitiren
Gözlerim üzülüyor.
Yüzünün hayalini keskin bir bıçak gibi
Değdirince tenine
Şu karanlık gecenin
Derisi yüzülüyor.
Az uyuyorum artık seni düşünmek için
Ama yorulmuyorum
Benim değil dünyanın
Dengesi bozuluyor.
Geceyle gündüz gibi uzak olsak ne yazar
Işığın bende düğüm
karanlığım seninle
İpinden çözülüyor.
Barış Çelimli
Sabah Ol -1-
Sabahi ver bana
Geceler
Yerinde MIHLI kalsin.
Onlarin olsun
Ürkütücü sadelik
Günes isigim ol
Yerles damarlarimda ki bütün kivrimlara...
Selda Dumanli Ucar
Sabah Ol -2-
Hüzün Yakismiyor bu aska
Ama;
Gece
Sen yoksun
Ve
Ben burdayim.
Bana büyük bir süpriz yap
Kaldir gecenin lacivert perdesini
Gülümseyen gözerinle
Beni
Sabaha cikart
Selda Dumanli Ucar
Benim Adim Sabah
Benim adim sabah,
Günesin dogdugu yerde
Taze bir baslangicim.
Bak bana !
Icindeki bütün hücreleri isitirim ben,
Bana gözlerinle degil gönlünle bak
Yeterki.
Benim adim sabah,
Sevgiye baslangicim ben.
Ben
Ben senim aslinda........
Selda Dumanli Ucar
iyi sabahlar
iyi günler..
günaydın hepinize
sevgilerimle..
ablacığım,
her zamanki gibi harika yazılarınla güne merhaba dedim.
ömrüne bereket,seni seviyorum...
güzel bir gün olacak inşallah,
umutlarımızı beslemeye devam ederek
herkese günaydınlar diliyorum...
günaydın
güzel bir gün geçirebilmek dileğiyle kolay gelsin
Sevgili Mavigün ablacım şiirlerin için,sevgili kankacım yazılar için
yüreğinize sağlık
teşekkürler
Kankacım günaydın,
Kahvaltı sırası seval ablamda ama o çok meşgul.muhtemelen unutmuştur sen hazırla bir şeyler ablama baskın yapalım...yada dur sen birşey hazırlama yoldan poğaça börek bişiler alır geçeriz...
Günaydin canlar, günaydin BBO ailesinin güzel insanlari...
bbo´dan sonraki 41. sali sabahimiza uyandik bugün hep birlikte... güzel bir gün olsun insallah hepimize...
Iyiye, güzele ve sevgiye besledigimiz umutlarimiz hic bitmesin, hayaller gerceklessin...
Mavigünüm seninle, siirlerle baslayan günü ben gülümseyerek kucakliyorum... :) Burada yagmur yagiyor, hava kapali, gri ama benim icin sizinle masmavi... :)
günaydin...
Cocuklar kusura bakmayin gercekten unutmusum ama hemen cayi demliyor sizi bekliyorum... :)
No Namecim aman ne olur sen alis-veris yapma, birak Eylem secsin! Senin gecen gün aldiklarini biz burda üc gün yedik de bitiremedik, cik cik cik.. kardesim bana da yazik!:)
Görmüyor musun Eylem kus kadar yiyip geri cekiliyor, zaten Baskan kac gündür ise kosmaktan bize kahvaltiya bile ugramiyor, simdi Kaya da diger ögrenci kardeslerimiz gibi tatilde, büyük bir ihtimalle hala uyuyor, Mavigün ablan gelse bile o börekten cok meyve seviyor, yani su siralar zannettigin kadar kalabalik degiliz... :) hah, okullar bir acilsin o zaman tamam!
Eylemcim pogacalar peynirli maydonozlu olsun! :) Hadi, acele edin biraz, "sicak pogaca" düsüncesi aciktirdi beni... :)
ablacım hemen alıp geliyoruz peynirli,maydonozlu poğaçalarını
kankacım kenara çekil bakayım özel istek var ben alacakmışım :))
Sen almayacan sadece seçecen.
sen seç ben alırım.
ablamın sözünü dinle biraz.
asi eylem...
ben seçeceğim sen alacaksın olduu
seçerimde alırımda hayret bişeysin
abla pastaneci şuan çıldırmış durumda
tamam sizden para istemiyorum yeter ki gidin başka yerde kavga edin diye yalvarıyor :))
abla müsayit olduğunda bişey de şu kankama
sicak ülkenin sevgi dolu yürekleri..
canim vatanimin candan insanlari...
güzel ailemin güzel bireyleri...
deli ablalarin deli kardesleri...
:)
delikanli kiz ile cesuryürek kankasi..
insan sizi sevmez de ne yapar? :) Allah herseyi gönlünüze göre versin..
amin hepimizin gönlüne göre versin ablacım
bizde seni seviyoruz :)
Biricik kankanı şikayet ediyorsun değil mi?
Kendi aramızda çözerdik,ablamı rahatsız ediyorsun.Zaten işi başından aşkın.
yazdım bunu bir kenara...
Başkanım,
geçenlerde sana dedim.
"oğlak çevirme yapmayalım delikanlıyı bozar.
çok canın çektiyse kuzu çevirelim"
fakat sözümü dinlemedin.
ne oldu?
o gün bu gündür siteye uğrayamaz oldun.
neyse oğlak olayına tövbe etmişindir artık herhalde...
merhabalar canlar...
yüreğinizde büyümeğen çocuğa
sevgilerimle..
iyi varsınız ki..
insan yarınlara umutla baka biliyor..
Büyüyemedim Anne
Büyüyemedim anne,
Dizlerimin kanaması hiç dinmedi.
Her toplantıda yakalıyor beni müdür.
Elimde kırık bir iple,
Yüksek katlı binaların penceresinden
Bakarken tel örgülere.
Uçurtmam daha düşmedi anne.
Dar zamanlar içinde boğulurken gençliğim,
Koşturup duruyorum
Durmadan bir yerlere.
Elimde evrak çantası ayağımda lastik top
Dağıldı misketlerim şehrin trafiğine,
Komşunun camını ben kırdım evet doğru
Şimdi camdan binaların içinde,
Ömrüm parçalanıyor.
Ellerimin çamurunu ruhuma siliyorum
O pasaklı hallerim yine sürüyor anne.
Hala kaçsam da evden
Kaybolacak şehir yok.
Herkesin gözü açık ama herkes körebe.
Önüm arkam sağım solum yalnızlık.
Kim nereye saklandıysa hala çıkmıyor anne...
Asansörle çıkılıyor müdür beyin odasına
Ben o kiraz ağacından
düşmeye devam ediyorum.
İşten çıkarılmak için küçük bir not yetiyor
Oysa hayat otuz yıldır
Kovamıyor çocukluğumdan beni...
Büyüyemedim anne
Düşlerimin kanaması hiç dinmedi...
Barış Çelimli
kankacım nasıl bu gün işler..
başını dosyalardan kaldıra bilecekmisin..
hoşgeldin ablacım
çok güzel bir şiirdi teşekkürler
yüreğine sağlık
içimizdeki çocukların kaybolmaması dileğiyle
Kankacım napıyım bana aldırmadın poğaçaları
bende şikayet ettim :)
yazmışsın kenara eyvah eyvah neyapcam şimdi
evet evet başkanıma oğlak çevirme yaramıyor :)
Ablacığım,
hoşgeldin.Nasılsın?
Öyle şeyler seçiyorsun ki,
öyle güzeller ki...
ablamın, iki gündür elinde bir makineli tabanca var.
ablamın canı sıkkın ablam hüzün dolu.
Ablamın şarjörü kurşun dolu.
ablam öfkeli,bir kurşun beynime,
ablamdandır ne güzel.
bir kurşun yüreğime başla can üstüne...
Senden gelen her şey çok güzel ablacığım.
sen bana kulak asma,bildiğinden de şaşma...
seçtiğin şiirler çok güzeller.
ve beni çok etkiliyorlar...
yüreğine sağlık.iyi ki varsın.
seni seviyorum...
Kankacim siirle geldin, hosgeldin! Benim isler devam ediyor aslinda aynen ben de bocalayip duruyordum cikmak icin icinden... :)
Ama ara ara buraya kacip No Name ile Eyleme takiliyorum... Okudun mu bu sabah olanlari? Bir kahvalti yapalim dedik, bizimkiler börek almaya gitti, birbirini yedi... (ay ne güzel espriydi be... :)
No Namecim bence oglak cevirme bahane, Baskanimiz gizli gizli tatilde.. :)
seval ablacım,,
demek kankamla birbirimizi yememiz hoşuna gidiyor.
seni gülümsetiyor,
ne güzel...
ya biz börek pogaca yiyelim diye niyetlendiydik ama siz... ne yalan söyleyim cok hostu didismeniz! :)
Bir dahaki göreviniz satin almak olmayacak zaten, beceremiyorsunuz cünkü, en iyisi siz ikiniz mutfaga girip kendiniz hazirlayin peynirli pogacalari hepimize... :)
Oh, ne güzel fikir degil mi kankacim hem eglenecegiz güzel güzel hem de taze pogacalari afiyetle yiyecegiz...
No Namecim niye astin suratini ablam? Eylemcim sarardin mi sen birdenbire, yoksa bana mi öyle geldi?
Ask olsun cocuklar, gülümseyin bakalim azicik... :)
saka ettim saka..
Yaa ablacığım sen hakem ol lütfen.
ben kankama teklif götürdüm..(Bulsam götürcem)
kankacım dedim gel site de karagöz hacivatı canlandıralım,insanlar eğlensin bir hoşluk yapalım dedim.
(Bulsam diyecektim)
ben hacivat olmak istedim,sen karagöz ol dedim.(BUlsam diyecektim)
o tuturdu hayır hacivart ben olacam diye,yaa daha adını söyleyemiyosun hacivart değil hacivat diyorum ama dinleyen kim?
Ablacığım sen dağıt şu rolleri sen dersen ben kabul edecem...
Allah Allah yapamazsın sen hacivatı işte,Karagözün neyini beğenmiyorsun....
hadi abla yaa...
Ablacım ben yaparım mutfakta
hazırlarım sizin için peynirli poğaça
ama kankamı sokmam mutfağa
düşünsene her yer un içinde kalır
siyah saçlı eylem un olmuş beyaz saçlarıyla çıkar mutfaktan imdattt diyerek :))
yok yok sokmayalım mutfağa onu :)
aman çok hevesliydim mutfaa girmeye,
ne işim varmış ki mutfakta?
Kankan kayiplara karismis No Namecim belki isi coktur, mecburen uzak kaldi, belki de "mutfak" denilince korktu, bu kacis kasitli.. Cok mu üstüne gittik acaba?
Eylemcim gel kardesim, cik ortaya, coktan vazgectik biz pogacadan, börekten...
kankam beni bulsa çok şey diyecekte
tamam kankacım sen nasıl istiyorsan öyle olsun
ben Karagöz olurum
işin yok işte
yoksa o mutfak savaş alanına döner
Kankacım öğle yemeğinde ne var?
Yedin mi?
oğlak çevirme var :))
biraz önce yedim kankacım
Eyvah,
seni de kaybetmeyiz inşallah...
afiyet olsun...
Karışmasın Kimseler
Ah dayan
Bırak yollar girsin aramıza
Söz sana
Başka bir ten giremez koynuma
Geçer zaman durmaz akar kör kuyuya
Ben beklerim
Yenik düşmem ucuz oyunlara
Dayan...üzülme...
Sen meleğim
Hiç durmadan ağlardın, niye?
Gitme demedim
Bağlanmaktan korkarsın diye
Can yeleğim
Karışmasın kimseler bize
Gör beni
Körelmesin kalbin uzaklarda
Hiç düşünme
Mühür vurdum dudaklarıma
Karışmasın, konuşmasın,
Dokunmasın kimseler bize
Gel artık vakit geldi
Canıma yetti özledim çok
Söz: Birol Namoğlu
Müzik: Murat Başdoğan/Birol Namoğlu
Albüm: Hikayeler Anlatıldı
herkese merhabalar,ben geldim...
hoşgeldin,
cezalısın...
biliyorum:)
hiç itiraz etmeden alayım cezamı:)
hoşgeldin yağmur
hava çok sıcak biraz yağsana :)
izin günün mü bugün buradasın bu saatte yoksa akşamamı gideceksin
canım benim hiç itiraz etmiyor :)
biraz itiraz et yağmur
hemen cezalara he deme :)
Sesin güzel mi?
haydaaa barismislar bile.. ne bu böyle iki dakkada can ciyer oglak sarmasi? Ayol size replik hazirliyoruz surda isi gücü birakmis.. .:)
-hamur öyle tutulmaz!
-nerden biliyon, sen bilirkisi misin?
-senden daha cok bildigim kesin!
-benim isime kariscana, bir ise yara, mesela maydonozlari yika..
-neden ben yikiyor musum?
-kendi kendilerine yikanamiyorlar da onun icin...
-paketlerde yikanmislari da satiliyor bunlarin, onlardan alaydin..
-ben tanimadigim birinin yikadigini yikanmis saymam!
-sen beni de ascidan saymiyorsun zaten...
-onu da nerden cikardin?
-sen degil misin bugün beni mutfaga sokmak istemeyen? neymis cok dagitiyor musum..
-yalan mi? daha gecenlerde düdüklü tencere patlamistan beterdi ortalik.. insan yarattigi o kaosu unutur mu?
-benim yarattigim bir sahaserdi sekerim, hani parmaklarini da yaninda yiyordun ya.. asil unutkan sensin!
-konumuz "yedigimiz sey" degil onun "pistigi yer!" sekerim!...
-abartiyorsun iste.. her zamanki gibi herseyi abartiyorsun!
-abartmiyorum! o gün hazirladigimiz alt tarafi bir muallaydi bugün hamur isine giristik, bunu nasil sana birakabilirdim ki?..
-her tarafi anacim... her tarafi muallaydi!
-mualladan sonra her tarafi temizleyen kimdi?
-biraksan ben de temizlerdim...
-o zaman da herseyin yerini degistiriyorsun, aradigimi bulana kadar canim cikiyor...
-sana yaranmak mümkün degil, hep bir bahane buluyosun..
-sen yetiyorsun zaten, bahaneye ihtiyacim bile olmuyor..
-ben cok iyi bir asciyim bunu sitede bile herkes biliyor...
-ascilik sirf güzel yemek pisirmekle olmuyor, düzenli is yapmak da önemli..
-ne cok bilmis seysin sen ya, dil de masallah pabuc kadar!
-sirf ellerim hamurlu diye susmami beklemiyordun herhalde..
-eminim, sen uyurken bile konusuyorsundur...
-olabilir...
-ne? nasil ya..
-rüyamda seni görüyorsam mesela, sana laf yetistirmek icindir...
-ay yeter su hamuru yogurdugun, hadi yika ellerini de acmayi bari bana birak..
-konuyu mu degistirdin, bana mi öyle geldi?
-e n´apayim, bana da bos durmaktan daral geldi...
-sana is verdik degil mi? ne olurdu sanki su maydonozlari yikasaydin!
-ya niye ben yikiyor musum?
-tanrim simdi delircem.. cik o zaman su mutfaktan!
-neden cikiyor musum, asil sen cik, önce ben geldim!
-al mutfagini basina cal! derdim ama dua et, isim var!
-bana ne, bana ne, benim de hic degilse bi sey calacak basim var!
-ha ha cok komik, o dedigin kuru soganda da var.. güldürme beni..
-ne varmis gülecek, sogan hic degilse sebzedir, cok da ise yarar..
-yaaa evet, öyle degil mi? kupkuru sogan bile bi ise yarar..
-ama maydonoz yikayamaz! ha ha...
-Kankacim birak dalga gecmeyi de bari bir cay suyu koy, üf ya birazdan ablamlar gelirler...
-Sahi ablamlar deyince... seyyy su kamera kapaliydi di mi?
:)
Notcuk: aklima geldi, yazdim sizi ama canlarim kizmadiniz bana insallah! :)
merhaba eylemcim hemen gelip yağayım dedim,serinletemedim miyoksa:)
itiraz etmeyip ne yapayım,sonuç aynı ceza geliyor bu aralar benden de hiç gitmiyor...:(
bu arada sesim hiç güzel değil ne yazık ki,yazık olmasın kulaklarınıza no namecim :)
Yagmurcum hosgeldin, iyisindir insallah.. yeni görevinde hersey yolundadir umarim....
ve ben yine islerimi cok ihmal ettigim icin (gördügünüz gibi!) birazcik dosyalarima dogru kactim... :)
yaa ablacığım sen çok yaşa,
ancak bu kadar güzel olabilirdi.
halen gülüyorum.ve herkes delimi bu adam diye bana bakıyor...
ömrüne bereket.
valla tıpa tıp aynını yazmışsın.
nereden biliyorsun sen de mi oradaydın?
yüreğine sağlık...
hoşbulduk seval ablacım yeni görevim iyi gidiyor Allah' a şükür.Sorumluluklar arttı ama bu beni çokta rahatsız etmiyor şimdilik.
bir maydonoz yıkamadın kanka ya
düdüklüde gitmiş elden
ben uyurkunde konuşuyorum demek no name'i rüyamda görüyorsam :))
ablacım ellerin,yüreğin dert görmesin harikaydın
çok teşekkürler
gülmekten gözlerimden yaşlar geldi
Canlarim benim, asil siz cok yasayin, Allah gülmekten ayirmasin... :)
kankacım,artık sana mutfakta şekerim
diye hitap edecem,kızmaca yok.
şekerim, bi de okuduğunu anlasan...
düdüklünün bir yere gittiği yok.
ortam düdüklü patlamıştan beter miş.(Kesin iftira)(Kadın dayanışması)
Yani gerçekte patlayan düdüklü değil...
bi kankam olamadı gitti be...
Allahımmm anında yakalamışsın
sen düdüklüyüde patlatırsın merak etme
ayrıca bana şekerim diyemiyeceksin üzgünüm
çünkü ben seni mutfağa sokmammmmm bunu böyle bil
sanal alemde olsa cık yani mutfağın yolunu unut :)
Amanda aman kardeşlerin en yakışıklısı gelmiş
yok ki kankası canım benim
yağmurla kanka ol sende anlaşabilecekmisiniz deneyin bakalım benden öneri :)
bu arada yağmurcum olayları kavrayamadın mı katılım göremiyorum
yağ derken biraz katılımdan bahsediyordum
merhaba deyip çekilme hemen kenara
alakasızda olsa gir sen konuların içine :)
eylem sen kankanı mutfağa sokmam derken ceza mı vermiş oldun yoksa ödül mü?
ben anlayamadım :)
yok baştan okuyup anlayayım diye uğraşıyordum eylemcim.okudum,anladım,gözümde canlandırdım veee çok güldüm....
Şekilde görüldüğü üzere,
patlayan düdüklü değil sensin...
zaten şu an görüntün de şeker görüntüsü ve tadı vermiyor,
atla süpürgene de bir tur at,temiz hava iyi gelebilir.
dönüşte de bir kuaföre uğra,ne o saçın başın hali?
cadılar bakımsız olur diye bir kural mı var...
biraz gayretle tatlı cadı olabilirsin (belki,bir ihtimal)
ödül Kayacım :))
evet bugün herkes formunda maşallah
ama ben zaten tatlı cadıyım :))
tekrar tatlı olamam ki
her zaman son sözü sen söyliyeceksin değil mi?
yok kardeşim her zaman son sözü erkekler söyler "peki hayatım"
neyse bana şimdilik müsaade
akşama görüşürüz inşallah, erken gelebilirsem
şimdilik hoşçakalın
he hehe
madem son sözü söylemişim bana müsade işler beni bekliyor
biraz çalışayım dönerim tekrar
doğru söylüyorsun kayacım.
ne yapalım.
kaderimse çekerim...
yok kardeşim her zaman son sözü erkekler söyler "peki hayatım"
Kaya harikasın :))
güle güle kayacım
Kayacim o senin dedigin evli erkekler icin gecerlidir ama kankalararasi didismelerde durum biraz farklidir, son söz diye söylenen yeni bir konuya gecilmesinin ilk sözüdür, laf lafi acar, sohbet uzar gideeeer... :)
aynen öyle ablacım
konuyu çok güzel açıklamışsın
teşekkürler
Ne demek Eylemcim, kardeslerimi uyarmak benim görevim... :)
Ister dinler ister dinlemezler ama ben "Birakalim, evlensinler de görsünler günlerini!" diyemem ki...
Gerci Kayamiz erken ögrenmis, bak nasil da biliyor ne söylemesi gerektigini... Eh, ne de olsa Esma Sultan ile Halil Bey var hayatinda... he he he.. :)
ben şimdi gitmek zorundayım akşama tekrar görüşmek üzere...kendinize iyi bakın.
güle güle Yagmur, cok mecbursan git ama yine gel... :) iyi aksamlar..
mecburum ablacığım evde küçük bir yeğenim var misafir... canım sıkıldı diye tutturdu,onunla dışarı çıkmak zorundayım.Teyzelik böyle bir şey olsa gerek.Annaler yokken arkadaşlık etmek:)
tekrar görüşene dek kendinize iyi bakın...
herkese iyi akşamlar,
mutlu yarınlar
sağlıklı ve güzel günler hepimizin olsun
kendinize iyi bakın
görüşebilmek dileğiyle...
Güle güle Eylemcim, iyi aksamlar, iyi paydoslar, yüzünden gülümsemeler, yüreginden sevgiler eksik olmasin...
Benim icin de vakit tamamdir birazdan, herkese iyi aksamlar...:)
gidenler,güle güle...
yarın sağlıklı ve sıhhatli bir şekilde buluşuruz inşallah...
hepinize iyi akşamlar kendinize iyi bakın...
ben burada olacağım(Kısmetse)
ben geldim, kimse yokmu?
merhaba ve hoşgeldin.
ben varım ama
ne varlığım belli ne de yokluğum
üzerine afiyet yaz günü grip mi desem nezlemi ne olmuşum,
hapşırık bir yandan göz sulanması bir yandan,ne bileyim ...
laf aramızda,hazır gözlerim sulanıyorken,ablamdan izin istedim başımı omuzuna yaslayıp ağlamak istiyorum diye ama,henüz haber gelmedi.Yanılıp yunulup kabul ederse nezlemi ona bedavaya satmayı düşünüyorum,bakalım ya nasip...
sana bi fıkra mı ney anlatayım mı,bizim bir kotçu halil abimiz var,yeni öğrenmiş bu fıkrayı bu gün iki sefer geldi anlattı gitti.
kalbi kırılmasın diye iki defasında da aynı ilgiyle dinledim ve yanlış cevaplar verdim.mutlu oldu...
soru;
köfteyle möfte arasında ne fark vardır?
doğru cevap;
köfte kıymadan yapılır,
möfte mıymadan...
bu kadar...
no name demek öyle..
neden nezleyi satmakmış
öyle mi?
olsun kardeşim biz omuzumuzu uzatmışsak
hastalıkta sağlıkta yani her daim
dostlarımızın kardeşlerimizin yanında oluruz.
varsın nezle oalalım...
sen iyi olda...
seninde her yerde gözün kulağın var ablacığım.
senden gizli, sinek bile kanat çırpamıyor bbo aleminde...
tamam ben en iyisi iyileşeyim sonra ağlarım.
böylede çok ısmarlama oldu yaa..
neyse yarın kankamı kızdırırım o gelir ağlar omuzunda benim yerime.
kankam çok sulu göz çok.
neyse ablacığım,
kadın milleti işte,ne yapacan.idare etmek lazım...
Iyi geceler herkese, iyi uykular, en güzel rüyalar, en mutlu günlere uyanmalar...
Allah rahatlik versin..
herkese iyi geceler diliyorum.
allah rahatlık versin...
eee klimanın karşısında kendine dikkat etmezsen yaz günü nezle olursun kardeşim.
Lütfen kendine dikkat et
Cümleten hayırlı geceler...
yol şarkıları'ndan
Kalpten ağır ne taşınır
Yolların ruhu olan bu varlığımda?
Dalgalar bütün bir denizi taşır
Cılız adar gibi köpürerek
Ben de öyle taşırım bu kalbi
Bekleyen kıyılan yüzüme resmederek
Aslında ne deniz vardır ne de kıyı
Bir mavi sancıdır aklımızda çırpınan
Her dalgasının ardından
Neye karışacağını bilemez insan
Sonsuz duvarı önünde boş hayatın
Ard arda vurur denizsiz dalgalar
Girdabın çizdiği koskocaman bir gül
Ötekinde ölmenin soyut çiçeği
Boş derinliklere çağırır beni
İşvenin kine döndüğü bilinmezliğe
Son bir umut dünyanın çağıltısı
Sığınacağım varlık, tatlı nefesiyle zaman
Bilindik tanrılarla tasarladığımız hayat
Masalların dilinden öte olmayan yolculuklar
Gölgesinde nesnelerin kıvandığı inanmak
Özünüzü koruyan büyülü kabuk
Belki büyü de değil, aşktan öte hakikat
Her sözcüğe doğum kokusunu veren saflık
o cömert tekne, o güneşsel hamur,
O iyilik yosunu, tuzun yekpare dudağı
Kabuğum nerde benim
İçine sığınıp sonsuz türkümü çığırayım
Götürsün onu akraba rüzgar
Götürüp çarpsın dalgaların sedefine
Hiç bilmeyeyim, yol nedir, yolculuk ne
Hep aynı deniz olsun gözlerimde
Düşünmeyeyim denizin kapılan hakkında
Deliliktir böyle düşünmek
Kalsın, Tanrı'nın ya da insanın umudu
Artık her neyse, söz'le bölünmesin varlık
Tek metafızik, denizde köpüren adar
Çatılarda kiremitlerin sıralanışı
Böyle olsun, yalvarırım size dalgalar
Yollar evime götürsün beni artık
Dilsizin duası, çolağın tokadıyla açılan
Bir kapı yapacağım günahlarımdan
Harika denizini sarmaşıkların
Biricik imgem sayacağım
Yeterince sözcük taşıyacak çünkü
Sizin yeterince köpük taşımanız gibi
Konuşmak için aşkın ağzından
Konuşmak için kalbin tek ağırlığından
Yol Yorgunu
Bana bir türkü öğretsen
Ayın aydınlığında söylesem
Gecenin karanlığında söylesem
Yağmur yağınca söylesem
Toprak uyanınca söylesem
Bana bir türkü öğretsen
Bana bir türkü öğretsen
Beraber olunca söylesem
Ayrı kalınca söylesem
Seni unutunca söylesem
Bana bir türkü öğretsen
Geldiğim yerlere er geç dönebilsem
Sevebilsem her şeyi yeniden sensiz
Sensiz vazgeçebilsem
Gece demesem gündüz demesem
Kimseleri dinlemesem
Hem yürüsem hem söylesem
Hem söylesem hem yürüsem
Arif Damar
tüm anneler
özellikle kankama
günaydın canım
iyi çalışmalar
anneler için..
kızıla boyardım renklerini
yasak sevinçler büyüttüğüm
yaralı dağ köylerinin
bir parça anne
bir parça umut
bir parça çocuktu yüreğim
geceler sevgili..
eğilip de rüzgarın
saçlarını okşaması gibidir
sürgün mektuplarıyla
çoğalırken yalnızlığım
bir parça anne
bir parça umut
bir parça çocuktu yüreğim
şimdi deli mevsimler düşer
barut kokan ellerime
ve sancıyan gün bitiminde
mesafeler acımasız
vuruyor yüreğimin daralan yerlerine
durma! bir oyun kur dağlara
sana bir gül.. “merhaba” çocuk
adını boranlara yaz ki
sıradan bir ölüm olmasın
doğumun sevdasını taşırım
bir ceylanın acıyan kalbinde
umutları çalınmış bir kentin
karanfil kokan ellerinde
aşk bir depremdir sevgili
vurulurken kandına
hesapsız kavgaların
geçmişimi yangınlara atarım
elinden tutup
gitmeliyim belki de
sınırlar ötesinden esen
bir çığlığın peşinden
aşiret kokan
serin yaz yağmurlarıyla
savrulurken ömrüm
dil’e şiir kalır her sözcük
biraz anne
biraz umut
biraz çocuk
Alev KUTLUÖZEN
Dostlarım günaydın hepinize
hayatımızda bir gün daha başladı
iyi güzel bir gün olması umuduyla
ve
Gün bittiğinde yaşadım diyeceğimiz bir gün olsun
diye
GÜNAYDIN HEPİMİZE
Her GünYaşamak
Işıklı günlerinde düşün,
memleketini, dostlarını, sevgilini,
onlarla kal, dinlen
bırak kendinden bir şeyler,
bir mağlup akşamın mahzunluğu
silinsin gözlerinden.
Bir kavga sonunu unut.
sen maceralar peşinde değil,
umutsuz bir yolculukta değilsin.
Yaşamak sadece sevmektir, inan bana.
Sevmeyenler dünyamızda yaşamıyor.
Yaşamak suda, toprakta, insanlarda görünerek;
bir zeytin ağacı gibi.
Bir zeytin ağacı gibi, ne güzel
denize yakın olacaksın,
uzayan dallarında, yapraklarında ışık
ta derinlerde köklerin.
Bir zeytin ağacı gibi, bin yıl severek
yaşamak her gün...
Arif Damar
HEPİNİZİ ÇOLK SEVİYORUM..
iyi sabahlar.......
Ablacığım yüreğine sağlık,
Ne kadar güzelsin,
Seni seviyoruz...
Hep beraber, güzelliklerle dolu bir gün yaşama umuduyla,
Günaydın...
Günaydınlar
ablacım yüreğine sağlık
kankacım günaydın geçmiş olsun
güzel bir gün geçirebilmek dileğiyle
herkese kolay gelsin
günaydın kanka,
hoşgeldin,poğaçaları yakmamışsındır umarım.
görelim bakalım marifetini...
ablacım çay hazır mı?
birazdna hazir olur canim, hadi kosun, gelin bekliyorum..:)
No Namecim, Eylemcim günaydin canlarim.. güzel bir gününüz daha olsun...
Mavigünüm günaydin canim arkadasim, bana armaganin o güzel siir icin, tüm güzel düsüncelerin, dileklerin icin cok tesekkür ederim...
Hep birlikte devam edelim yola, hep beraber olalim gönüllerde insallah... :)
günaydın dostlar
bakıyorum dedikodumu yapmışsınız, no name valla henüz yiyemedim oğlak çevirmeyi:))
keyifli güzel bir gün sizlerle olsun dostlarım..
Başkanım özledik yaa,
kaç zamandır ne merhaba ne elveda...
http://www.takvim.com.tr/yalcin.html
http://w9.gazetevatan.com/haberdetay.asp?detay=Gulden__Erbakana_af_194537_1&Newsid=194537
http://w9.gazetevatan.com/haberdetay.asp?detay=Almanlara_rezil_olduk_Kazikci_Turkler_194673_11&Newsid=194673
haklısın no name..
anlayışınıza sığınıyorum...hayat mücadelesine kaptırdım bu ara kendimi...ama kalbim sizlerle biliyorsunuz
Günaydin Baskanim hosgeldin...
:) Ama bak dogruyu söylemek gerekirse buraya sadece kalbin yetmiyor bu yüzden sitemlerimiz icin hic kusura bakma.. :) No Namenin dedigi gibi bir selam, bir veda arasinda bir-iki-üc-dört- hatta bes-alti cümlecik yazmak da gerekiyor yani.. :)
Aslinda "cok is"´in ne demek oldugunu en iyi bilenim, sana kolay gelsin kardesim.. Biliyorsun sitemler dostca, özlenen de sevilen... :)
sevalcim büroda olduğum zamanlarda sabah geldiğimde günaydın ve akşam giderken elveda diyorum ve boşluk bulduğum her an yazıyorum zaten..ama işyerinde olmayınca deme imkanım olmuyor...
dün akşam zaplarken yalancı romantiğe rastladım...Murat bey senaristliğini bırakmış galiba dizinin..senaryoda başka bir isim yazıyordu..
Murat bey meşgul.
Önümüzdeki yayın dönemi için tut/may/acak dizilerin senaryolarını yazmaya çalışıyor.
gerçekten meşgul...
başkanım hoşgeldiniz
halen oğlak çevirme peşindemisiniz
bırakın şu oğlağın peşini yazıktır :)
ben size sebzeli köfte yapayım hep beraber onu yiyelim
şimdi müsade çok çalışmam gerekli çokkkk:)
vayy
Murat bey siteyi değiştirmiş...epeydir bakmıyordum
Hangi dizi Tut-Tu-Ki?
Avrupa Yakasi, Yaprak dökümü,Kavak Yelleri´ni saymazsak...
Aaa pardon, Bayan Töreyikan Sila, Binbir Palavra ile Kurtlar Sofrasi vardi di mi?...
Bazi sevilen oyuncularin hatirina izlenenler de var tabii, ama hatir hatir yani nereye kadar?
Umarim Murat Bey yeniden BBO gibi bir hikaye yakalar, farkli bir izleyici kitlesinin görmek istedigini hissedebilen bir yönetmen ve yapimci bulur, yeni ve yetenekli oyuncular secilir, dogru dürüst bir tv-kanali reytinglere nanik yapar bu diziyi yayinlar, birazdan buraya günes acar, sizin oralara yagmur yagar, savaslar sona erer, issizlik azalir, aclik sorunu giderilir, insanlar aslinda kardes olduklarini hatirlar, hastalar iyilesir, küsler barisir, insanlar gülmeyi ögrenir, ben bu sacmalamayi keserim... cik cik cik, ben de deli miyim neyim? :)
sebzeli köfte? :)
Eylemcim mevzeli möfte yok muydu?
tamam ya ne kiziyonus, gittim iste, üf ya bu isler bitmiycek mi? :)
sevalcim bu işler ne zaman bitecek diye bende söyleniyordum bir zamanlar..sorunun cevabı tek : "ÖLDÜĞÜM ZAMAN"
bende vazgeçtim sorgulamaktan:))
diziler konusunda zamanında çok tartıştık ve Türkiye'de ne olursa olsun kanalların kafasına göre takıldığı sonucuna vardık...ben şahsen bizzat kendim çocuk dizileri seyrediyorum artık (sevmesemde) en azından onlar kaldırılmıyor yayından:))
bence onlar cocuk sagligina cok zararli be Baskanim, hadi sen artik cocuk degilsin ama dikkat et bari yaninda yegen-megen gibi kücük cocuklar olmasin... :)
Acemi Selana´nin bez bebegi ile süper sihirli büyükannesi´ne uzaydan isinlansin en parlak, en ucuk kacik selamlar.. :) Pardon?
ooff ooff
içimden geldi..
merhabalar dostlar..
hastaneden yeni geldim..
baktım işler gene dizilere uzanmış ve başkanımız konulara dahil olmuş.
evet
başkanım hoşgeldiniz.
mint yapım veya murat aras...
TV dünyasında tarihe yakaladıkları fırsatı değerlendiremeyenler arasında anılacaklardır..
bunu kim mi sağlayacak..
hala burda bıkmadan yazışan bizler..
çünkü buranın başlığı
BBO .
ve perde ...açılıyor..
20 yıl sonra
2028 yılı 3 temmuz salı...
yer: bir bahçe
ve
oraya
bizerin durumu
izleyelim...
başkan: artık ofise bastonla çıkabilmekte ve hala oğluna işi devretmemekte inat etmekte...
no name: yazdığı günlükle ünlü bir yazar olduğundan imza gününde
eylem: bir sonbahar günü kader başka bir baha ile çarpıştırdı onu.. ve mutlu son.şimdi kızının düğünü için kuaförde
damadına kuaförün yolunu tarif etmekte...
kaya :aldığı iki diplomadan sonra kendi şirketini kurmakta ve memlekete geldiği zamanda güzel biriyle tanışmıştır kayınbabasının ve kayınvalidesinin adı da halil ve esma dır .hayat bu olamaz mı...
gökçe: bir şirkette müdür olmakta ve oğlunun sınav telaşında
eda: şöhretli bir oyuncu olmuştur şu sıralar hakkında ünlü oyuncu ile dedikodusu çıkmaktadır.(fısıltı gazetesi belki de BBO yeni versiyonunda sevil 'i oynayacak)
fatih: bilgisayar teknik arıza şirketinin başında.yeni evlendi .
yağmur: şirkette genel müdür oldu. kariyerde yaparım çocukta derken ikizleri oldu.
önemlideğil:aşk evliğinden olan oğlunun çocuğunun sünnet düğününde
göker: bir parti genel başkan yard.
henüz ikdidara gelemediler..
rıdvan:öğretmenliğe devam etmekte.
bu gün torunu dünyaya geldi.
ve yaşlı yorgun ablalarınız..
seval çocukları evlendirdi.emekli oldu.memlekette yazları gelmekte nerde mi kalmakta.tabii ki bende..
mavigün: yeğenlerini evledirdi ve oda yazları aldığı yazlıkta..
ve iki kanka
memleketin bir köşesinde ki bu yazlıkta yeşil ile mavinin birleştiği yerdeler....
Mavigün ablanız her gün yaptığı işi yapmakta hamakta uyan Seval ablanızı uyandırmaya çalışmakta çünkü bu akşam herkesin 1. aileleri ile 2. ailelesi olan tüm BBO ailesi (seval 'in tanımı)her 3 temmuz olduğu gibi toplanacaklar burada
BBO
21 yaşını kutlayacaklar.Her yıl bahçeye büyük bir ekran da
16 bölümünü birlikte seyrederken bu sene ve yıllar sonra birol güven in oğlu ile murat aras ın oğlunun çektiği BBO dizisini yeni versiyonunu izlemekte olacaklar.
genç yapımcı ve senaristin birlikte
verdikleri bir demeçte: babalarımızın düştüğü hataya bizler düşmeyeceğiz demişlerdir..
heh hehehe
bizden kaçarı yok ..
bu BBO tekrar çekilecek.
gelecekte olacaklarda
sürç-ü lisan ettikse af ola..
o dediğin zarar çocuklara sevalcim bana değil:))
ayrıca hepsini seyredeceğim demedimki..mesela selena dediğini hiç bilmiyorum hangi kanalda o..
ya napim başka..tv gereksiz dizilerden geçilmiyor,diziden arta kalan zamanlarda yarışmalar var....ne seyredeceğiz peki biz ?
itiraz ediyorum ablacım
neden bastonla dolaşan sadece benim :))
ben yaşlanınca hani şu tek tekerlekli araçlar varya onlarla gezeceğim:)
hepinize az şekerli kahve..benden:))
site yönetimine yok:)
başlarım işine diyerek kısa bir mola verdim ve dizimizin 11. bölümünü izliyorumm
izledikçe ooff ooff demekten kendimi alamıyorum...sanırım manyaklaşma yolunda hızla ilerliyorum:))
Doğan balkonda Aylin'e ilan-ı aşk ediyor...duygu sağanağı altında kalan Aylin Doğan'a yaklaşıyor vee..burayı sansürlüyoruz:))
canım başkanım ,
sen bizleri dinlemeyip ofiste durmayıp hep hep dışarıda iş koşturduğun için meslek hastalığı olan Menisküs olduğundan bu baston yaşlığından değil.
gel başkanım bizi dinle
dost t acı söyler biraz dinlen ..
kendini bu kadar yorma..
yoksa valla 20 yıl sonra bile çakı gibisin..
hehehe
vay bee özlemişim habire yazmayı...parmaklarım pas tutmuş
20 yıl sonrası demek ablacım çok güzel yaa
kızımın düğününe de beklerim bu arada :))
yüreğine sağlık ablacım
ellerin dert görmesin gülümsettin
bizi
sende gülesin
Yorum Gönder